Dolar 35,4275
Euro 36,6255
Altın 3.095,04
BİST 9.866,73
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 8°C
Parçalı Bulutlu
Tekirdağ
8°C
Parçalı Bulutlu
Cum 9°C
Cts 10°C
Paz 9°C
Pts 10°C

SOKAK KÜTÜPHANESİNİN SESSİZLİĞİ

17 Aralık 2024 09:59

Onu parkın içinden geçerken gördüm. Çocuk oyun alanının yan tarafında sessiz sedasız duruyordu. Aslında o güne kadar oradan defalarca geçmiştim. Daha önce neden görememiştim ki..?

Belki de görünmek istemiyordu. İnsanlara küsmüş de olabilirdi.

Birkaç adım önünde durup alıcı gözle inceledim. Üzerine oturtulduğu basamakla birlikte iki metreye yakın bir yüksekliği vardı. Bir metre de eni.

İki kanatlı cam pencereleri kapalı, içi tamamen boştu.

Uzun süreden beri ilgi gösterilmediği boyasının dökük, içinin de iyice kirlenmiş olmasından belliydi.

Raflarındaki kuru yapraklar toz birikintisine karışmıştı.

Üst ve yan kısmında uzaktan görünecek şekilde adı yazıyordu; “Sokak Kütüphanesi.”

Sanki her şeyini herkese verip de karşılığını göremediği için eli boş boynu bükük hayata küsmüş insanlara benziyordu.

Kimsenin kendisini bu şekilde görmesini istemiyormuş gibi geldi bana. Görüp de “neydi ne oldu” demelerinden korkuyordu sanki.

Arka tarafına geçtim.

Sırtında bir kitabe vardı. Şöyle yazıyordu kitabede:

“Şehirler kitap gibidir…

Herkes bu kitapta yaşamak istediğini okur… Ben sokak kütüphanesiyim. Yaşamınıza katkıda bulunmak üzere buraya konuldum. Benden dilediğiniz kitabı ücretsiz alabilir, dilediğiniz zaman iade edebilirsiniz, evdeki fazla kitaplarınızı bütün şehirle benim aracılığımla paylaşabilirsiniz.

Size keyifli okumalar diliyorum.

İyi ki varsınız.

İyi ki Belediye Başkanımız beni sizlerle buluşturdu.

Keyifli okumalar…”

Tekirdağ’ı yöneten hangi belediye başkanı tarafından ne zaman yaptırıldığını bilmiyorum. Fakat bir benzerini daha önce başka bir mahallede yol kenarında görmüştüm. Bundan farkı yoktu. Hatta onun camları kırık, bazı yerleri tahrip edilmişti. Göz görgüsü gibi orada duruyordu. Tıpkı bunun gibi…

Üzülmedim desem yalan olur.

Bazen insan yanlış zamanda yanlış yerde olur. Acaba Sokak Kütüphanesi için de öyle mi oldu?

Bir an kendimi onunla özdeşleştirdim. “Acaba ben de öyle miyim?” dedim içimden.

Ama benim insanlara verecek çok şeyim var daha. Yeter ki isteyen olsun. Yeter ki insanlar kimden ne isteyeceğini bilsin. Yeter ki insanlar işi bittikten sonra arkasını dönüp gitmesin. İstediğini alamayınca kırıp dökmesin.

İnsanlar da kütüphane gibidir aslında. Kimi içindekileri kendine saklar, kimileri de başkalarıyla paylaşır. Çok fazla verici olanlar, karşılık beklemeyenler zaman gelir sıfırı tüketir. Alan almış giden de gitmiştir artık. O zaman insanın içine bir terk edilmişlik duygusu çöker. “Neden diye sorar kendine. Neden?”

Nedeni belli aslında.

Bazı ilişkiler menfaate dayalıdır. İşi biten gider… Geride içi boş kütüphaneler kalır.

Sokak Kütüphanesi’nin ön kısmında küçük bir düğme vardı. Üzerinde “Sokak Kütüphanesi’nin kendini anlatmasını isterseniz, lütfen elinizi bu noktanın önünde tutunuz” yazıyordu.

Denileni yaptım fakat herhangi bir ses çıkmadı. Bu durumdayken kimin sesi çıkar ki..?

Sokak Kütüphanesi’ni kendisiyle baş başa bırakıp yoluma devam ettim.

Biraz ilerideki 100. Yıl Çay Bahçesi’nin kapalı bölümünde oturan yaşlı bir çift çay içip simit yiyordu…

 


Trakya Demokrat Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
Haberler