Dolar 37,9772
Euro 41,6773
Altın 3.708,46
BİST 9.379,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 15°C
Çok Bulutlu
Tekirdağ
15°C
Çok Bulutlu
Per 16°C
Cum 15°C
Cts 14°C
Paz 10°C

CHP Tekirdağ İl Kadın Kolları Başkanı Nurten Yontar Tekirdağlı kadınlara seslendi; “Kadın temsiliyetindeki sayımızı artırmalıyız”

CHP Tekirdağ İl Kadın Kolları Başkanı Nurten Yontar Tekirdağlı kadınlara seslendi; “Kadın temsiliyetindeki sayımızı artırmalıyız”
8 Mart 2023 09:35

Beş yıldan beri CHP Tekirdağ İl Kadın Kolları Başkanlığı’nı başarılı bir şekilde sürdüren Nurten Yontar, Tekirdağ’da yaşayan tüm kadın ve çocuklara, başkanı olduğu örgütüyle birlikte her anlamda destek sağlıyor.

Siyasetin cambazlıkları içinde yaptığı işe odaklanan Yontar, siyaseti çok sevdiğini belirterek, milletvekilliği adaylığına olumlu baktığını söyledi. Tekirdağlı kadınların hem üretimde hem de siyasette daha fazla aktif rol alması gerektiğini belirten Yontar, “kadınların temsiliyetteki sayısının artması gerekiyor. Özellikle daha fazla kadın vekil, kadın belediye başkanı, kadın belediye başkan yardımcıları olmalı. Yerel ve genel yönetimlerde kadınların sesinin daha fazla çıkmasını istiyoruz. Bunun için de biz kadınlar Tekirdağ’da birbirimize destek olmalıyız” dedi.

Tekirdağ’da kapı kapı dolaşarak, ailelerin ihtiyaçlarını tespit edip, çözüm bulmaya çalışan Yontar, “Keşke elimden daha fazlası gelse” dedi. Kadınların üretimde yer alması ve kooperatifleşmenin çok önemli olduğunu vurgulayan Yontar, “Kadın üreticilerin daimi pazarları olmalı. Bulgaristan ve Yunanistan’dan Süleymanpaşa’ya çok fazla turist geliyor. Çok güzel dokumalar, el işi örgülerimiz, evde yapılan erişte, salça gibi ürünlerimiz var. Hangi birini satabiliyoruz? Gösteremiyoruz ki, satabilelim. İnsanlar alışveriş merkezlerine geliyor, alışverişini yapıp gidiyor. Çarşıyı gezen turist görmedim, müzeyi gezen görmedim” dedi.

Sorularımıza açık yüreklilikle yanıt veren CHP Tekirdağ İl Kadın Kolları Başkanı Nurten Yontar ile Trakya Demokrat gazetesi olarak ‘Kadın Kadına’ bir röportaj gerçekleştirdik.

‘SİYASETİ ÇOK SEVDİM’

Bir kadın olarak siyaset yaparken zorlanıyor musunuz?

Ben, siyaseti çok sevdim, bu kadar sevebileceğimi de hiç düşünmemiştim. Özellikle çocuklarımın geleceğini yakından ilgilendirdiği için bu partide görev almayı çok arzu ettim. Kuruluşun ve kurtuluşun partisi CHP, Atatürk’ün partisi ve biz göçmenler Atatürk’ün izinden gidiyoruz, onun ilkelerini kendimize görev bildik ve öyle yaşıyoruz. Çocuklarımızı da öyle yetiştiriyoruz. 2008’den bu yana partinin çeşitli organlarında yer aldım. Önce normal bir üye olarak katıldım, daha sonra çalışmalarımı kadın kollarıyla devam ettirdim. Uzun süredir kadın kollarındayım. Geçen beş yıl içinde görev almış olan bütün il başkanlarımızla iyi bir iletişimimiz oldu. Kadın kolları olarak talep ettiğimiz hiç bir şey reddedilmedi, aksine her zaman destek olundu.

Kadın olarak her yere girebiliyoruz. Kahvehaneye çok rahat girebiliyoruz. Ana kademem yanımda yokken 11 ilçenin kahvehanelerine sadece kadın örgütü olarak girmişimdir. Hiçbir yerden de kötü bir karşılık görmedim. Aksine çok iyi karşıladım. Onların görmesi gerektiği şeyi belki biz gösterdik; onlara ‘kadın da sizinle oturabilir, kadın da sizinle konuşabilir’ mesajını verdik. Kahvehanelere eşlerini davet ettim, eşleriyle oturup sohbet ettik. Erkekler de bundan çok memnun kaldı.

CHP İl Kadın Kolları Başkanlığı’na nasıl ve hangi koşullarda seçildiniz?

Önce merkez Süleymanpaşa ilçesine atamam yapıldı ve ilçe teşkilatında yönetici olarak görev aldım. Daha sonra Recep Ökten ile birlikte il yöneticisi olarak seçildik. Onun yönetimindeyken kadın kolları seçimi gerçekleştirildi ve ben orada adaylığımı koydum. Şeref Çetin başkanlığında da aday olmuştum ama o seçimi iki oyla kaybetmiştim. Ama bu durum beni daha da kamçıladı, bu işi yapmam gerektiğini bana gösterdi. Çünkü çok kısa zamanda, çok insan tanıdım. Seçime girdiğimiz atmosferde kendinizi tanıtmak için 11 ilçe ziyareti gerçekleştirmiştik. Ana kademe, gençlik kolları, kadın kolları, hepsiyle çalışmak zorundasınız.. O alanda kendimi tanıttığıma inanıyorum. İkinci seçime tek aday olarak girdim ve seçildim. Üçüncü seçimde de bir kez daha seçildim. Bu görevde neredeyse beş yılı doldurdum.

 

‘KADIN KOLLARI PARTİNİN İTİCİ GÜCÜDÜR’

Sizce, kadın kollarının parti içindeki yeri, konumu nedir?

Kadın kolları aslında partilerin görünmeyen ama itici gücüdür. Aynı şekilde gençlik kolları da öyledir. Her iki kol da partinin mutfağıdır. Her şeyi bizler hazırlıyoruz, ana kademe de o hazırlığın üstüne gidip konuşmasını, programını gerçekleştiriyor. Ayrıca kadının ikna kabiliyeti çok fazla; Kadın bir anne, kız kardeş, abla ve eştir… Dolayısıyla ikna kabiliyetimizin çok güçlü olduğunu gördüm ve hala da görüyorum. Bu da parti içinde bize kolaylık sağlayan bir özellik olarak kendini gösteriyor.

CHP İl Kadın Kolları olarak gerçekleştirdiğiniz faaliyetlerden örnek verir misiniz?

Kadın kolları olarak, partiden herhangi bir destek almadan, sadece başkanlıkların yardımıyla kendi içinde, kendi güçleriyle oluşturdukları bir yardım koordinasyonu var. Kahramanmaraş depreminde, Kastamonu ve Afyonkarahisar depremlerinde çok iyi organize olup yardım malzemeleri topladık. Pandemi sürecinde kadınlar ve çocuklar ekonomik açıdan çok büyük zorluk yaşadı. Bu süreçte de insanlarımıza yardımlarımız oldu.

CHP Süleymanpaşa İlçe Kadın Kollarıyla görüşerek bir proje oluşturmaya çalıştım. 11 ilçede olmasını istediğim bir projeydi ama bazı yerlerde belediyeler gerçekleştirdi, belediyesi olmayan yerlerde de kadın örgütü bu yardımları yaptı. Eşya toplamaya başladık; giyim, ev eşyası, gıda ürünleri, kimin neyi varsa… duyurduk ve parti binasının dördüncü katında bir yardım çarşısı oluşturduk. Dört defa o çarşı doldu, boşaldı, şu anda beşinci kez doldurmaya çalışıyoruz.

Kadın Dayanışma Platformu ile çok yakın ilişkilerimiz var. Bir ailenin herhangi bir şeye ihtiyacı olduğunda, bir başka kadın derneği ona yardımcı olmaya çalışıyor. Ailelerin koltuk takımlarını, yatak odalarını, çocuk odalarını tamamlamaya çalışıyoruz.

Engellilere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Tekerlekli sandalye alımında veya belediyelerden yardım yapılması konusuna öncülük oluyoruz. Zor zamanda olan bütün ailelerin yanında olmaya çalışıyoruz. Gördükçe insanın yüreği yaralanıyor. Yani şükrediyorsun ama bu insanları gördükçe çok şeylerin yapılması gerektiğini düşünüyorsun.

O yüzden de partimizin çok güzel bir projesi var; iktidara geldiğimizde uygulayacağımız ilk projelerden biri Aile Destek Sigortası’dır. Kimseyi rencide etmeden, el avuç açtırmadan, banka önünde sırada bekletmeden; cüzi rakamlar değil, en az asgari ücret olmak kaydıyla, bir ailenin ihtiyaçlarını gidermesi amacıyla, kadına açılacak hesaba para yatırılacak. Tabii ki öncelikle ihtiyaç sahibi aileler tespit edilecek.

Projenin uygulanması aşamasında da özellikle psikoloğa çok ihtiyaç olacak. Bu proje kapsamında yardıma ihtiyacı olan ailelerin genç çocukları, aile merkezlerinde istihdam edilecek. En başında, daha başlarken projenin 28 bin gence ihtiyacı olacak. Yani bütün çalışanların haricinde. Dolayısıyla gençlerimize de iş sahası açılacak.

Bir diğer projemiz ‘Yaşam Hak’ projesi. 7/24 telefonlarımız Ankara’da açık. Şiddet gören, zor durumda olan kadınlar sistemimizden bize ulaşabiliyor. Bu KADEM projesi gibi bir projedir. Kadınlara ‘yalnız değilsiniz’ diyoruz. Üç yıldır CHP bu uygulamayı sürdürüyor. Çözüm öldürmek değil, çözüm kişiyi tedavi ettirmek, kadınları da yaşatmak. Çünkü o kadınların arkasında çocuklar kalıyor, baba hapiste, anneleri öldürülmüş olarak. Çocuklar, babaanne, anneanne, artık kim bakabiliyorsa, onların yanlarına veriliyor.

Beş yıllık süreç içinde bütün kadın kolları başkanları ve yöneticilerle beraber bütün ilçelerde kapı kapı gezmeye çalıştık. Mağdur aileler için, bütün dernekler, bütün sivil toplum örgütleri ile birlikte ortak bir şeyler yapmaya çalıştık. Sadece Süleymanpaşa değil, Kapaklı, Çerkezköy, Saray, Şarköy… Kısaca 11 ilçede faaliyet gösteriyoruz.

Bazen telefonla aranıyoruz, ‘gelin bizi dinlemenizi istiyoruz’ diyorlar ve biz gidip dinliyoruz ve sorunlarını çözüme kavuşturmaya çalışıyoruz. Ramazan aylarında özellikle 11 ilçede pide dağıtımı gerçekleştirdik. Askıda ekmek sistemi ile 56 tane fırın ve bakkalda kadın kolları olarak ekmek dağıttık.

Önümüzdeki Ramazan ayında da yine bir ay boyunca pide ve ekmek dağıtacağız. İnsanlarımıza yardım yapmaya çalışıyoruz. Yiyecek yardımları, yorgan, battaniye, ev ile alakalı her konuda yardım etmek için çabalıyoruz.

Kadın kolları olarak pandeminin başlangıcında maske diktik. İsteyen her aileye maske ulaştırdık. Özellikle hastanelerde refakat eden kişilere dağıtmaya çalıştık. Bu arada hastaneleri ziyaret ediyoruz, refakatçilerin, hastaların bazı ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz.

Ancak siyasi parti kimliğimiz nedeniyle bazı yerlerde bize izin verilmiyor. Aslında biz oralara önce kadın olarak gidiyoruz. Siyasetçi kimliğimizi ikinci planda tutuyoruz. Çoğu yerde de siyasi kimliğimizi hiç belirtmiyoruz; ‘kadın olarak, kadın örgütü olarak geldik’ diyoruz. Sorarlarsa, partimizi söylüyoruz. Biz, izin vermeyeceklerini bildiğimiz için söylemiyoruz. Ama gidip yardımımızı da yapıyoruz. Tabii ki bazı engellerle karşılaşıyoruz. Örneğin, CHP kadın kollarına okul dışında defter dağıtmaya izin verilmemişti. Sonuçta bir defter dağıtımı orada önemli olan bir yardım, çocuğu memnun etmek için yapılıyor. Belki çocuk defterinin olmadığını söylemiyordur. Benim o defteri vermem bile, çocuğu memnun ediyor.

‘TEKİRDAĞ’DA ŞİDDET ORANI AZ, ANCAK BASKI VAR’

Tekirdağ’ın kadına yönelik şiddet açısından konumu nedir? Kadınlar açısından en dikkat çeken gözleminiz ne oldu?

Tekirdağ’da kadına şiddet çok fazla yok. Genelde göç eden aileler içinde gerçekleşen bazı olaylar oluyor. Ancak her gittiğimiz evde kadınlarda karşı bir baskı olduğunu hissediyoruz. Sorunlarını anlatan kadınlar, söylediklerinin başkaları tarafından duyulmaması konusunda bizden ricada bulunuyorlar.

Ayrıca ailelerde şiddet olmasa da, televizyon dizilerinin neredeyse hepsi şiddet içerikli. Bu çocuklara sevgiyi aşılamalıyız. İnsan sevgisi memleket sevgisidir. İlk eğitim evde başlar, sonra okul ve evde devam eder. Çocuk evde şiddet görürse, şiddete meyilli olur. Ama her şey ekonomiye bağlı oldu, sevgi de, saygı da ekonomiye bağlandı. Gençler çok severek evleniyorlar ama birbirlerine en fazla iki üç yıl dayanabiliyorlar, bu çok acı bir durum. Dolayısıyla eğitimin kökten, yeniden baştan düzenlenmesi gerekiyor, adalet ve sağlık da aynı şekilde.

KOOPERATİFLERE ÖNEM VERİYORUM

Tekirdağ’da kırsalda yaşayan kadınların üretimdeki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadın kooperatiflerine önem veriyorum. Kooperatif için kadınları inandırmak gerekiyor. Çoğu bir araya gelip, bir şeyler yapıyor ama bireysel olarak satış yapmaya çalışıyorlar. Adı kooperatif ama herkes kendi yaptığı ürünü satıyor. Dernek gibi yani, o da kooperatif olmuyor, bireysel üretim, bireysel kazanç oluyor. O topluluk on kadından oluşuyorsa, siz bir kadının ürününü almış oluyorsunuz, dokuz kadın o gün hiç satış yapmamış oluyor. Ama kooperatif olduğunda, kasaya para girmiş oluyor. Bir kadının ürettiği satıldığında, kazanç on kadına bölünmüş oluyor. Saray’da kadınları kooperatifleştirmeye çalışıyoruz. Sosyal medyada ürünlerini tanıtmaya başladık. Dokuma çanta üretiyorlar. Aynısı Karacakılavuz’da da var. Ama sosyal medyası yok. Onlara da sosyal medya hesabı açarak, ürünlerinin tanıtımını sağlayacağız.

Malkara’da güzel oluşumlar oldu. Yörgüç Köyü’ndeki kadınlar okulu yeni baştan yarattılar. Burada ürünlerini satışa çıkarıyorlar. Uzunköprü Türkobası Köyü’nde bir kooperatif kurduk. Orada da okulun bir bölümü kadınlar tarafından yenilendi. Kooperatifleri bitme aşamasında. Uzunköprü Belediye Başkanı bize yardımcı oldu. Saray, Şarköy, Uçmakdere aynı şekilde… Kadınlar bir araya geldiğinde ellerinden bir şey kurtulamaz. Bu bir gerçek!

Keşke daha fazla gücümüz olsa da daha fazlasını yapabilsek. Aslında kaymakamlıklar bunu daha kolay yapabilir ama zorluk çıkarabiliyorlar. Kooperatiflerin kurulmasında ön ayak olmaları gerekiyor. Devlet kuruluşlarının daha çok yardımcı olması lazım. Kadın üretiyor ve kimse görmüyor, kadının ürettiğini. Sistem aslında kadının çalışmasını istemiyor, evde oturmasını, çocuk bakımı, temizlik gibi işlerle uğraşmasını istiyor.

‘KADINLARIN DAİMİ PAZARI OLMALI’

Kadın ürünlerinin tanıtımı ve ürüne erişim noktasında sorun mu var?

Maalesef ki öyle bir sorun yaşanıyor. Bu iş iki gün Hanımeli pazarı kurmakla olmuyor. Kadın üreticilerin daimi pazarları olmalı. Bulgaristan ve Yunanistan’dan Süleymanpaşa’ya çok fazla turist geliyor. Çok güzel dokumalar, el işi örgülerimiz, evde yapılan erişte, salça gibi ürünlerimiz var. Hangi birini satabiliyoruz? Gösteremiyoruz ki, satabilelim. İnsanlar alışveriş merkezlerine geliyor, alışverişini yapıp gidiyor. Çarşıyı gezen turist görmedim, müzeyi gezen görmedim.

Tekirdağ’da kırsal turizm potansiyeli çok fazla. Geliştirildiği takdirde kadınlar için önemli bir gelir kapısı olur.

Ben Bulgaristan göçmeniyim. Tekirdağ’a turist ve bir gelir kazandırmak için bazı otellerin, bazı restaurantların, bazı mobilyacıların, beyaz eşya satıcılarının broşürlerini, reklamlarını aldım, Bulgaristan’a gittiğimde, tanıdıklarım ve örgüt vasıtasıyla bütün şehirlerine dağıttım. Ama sadece bizim dağıtmamız ile olmuyor. İki yıldır turist çekmeye çalışıyoruz. Fakat bir adım yol ilerleyemedik. Reklamımızı yapamıyoruz. Bir turist Tekirdağ’a geldiğinde Süleymanpaşa’da nereden başlayacak, nereleri gezecek, nerede kalacak bunun belirlenmesi gerekiyor. Var mı bizim bir tane rehberimiz? Yok!  Tekirdağ Kültür Müdürlüğü’nün var ama onun da günübirlik veya bir gecelik konaklamalı yapması gerekiyor. Şehir ikiye bölünerek, bir Saray ilçesi yani doğu tarafından, bir de Şarköy ilçesi, yani batı tarafından bir tur planlanması gerekiyor. Bu turları her yerde duyurabilmemiz lazım. Kardeş belediyelerimiz var, o protokoller içerisine böyle bir turu koyabiliriz. Sanayi ve Ticaret Odaları birbirleriyle görüşüyor. Fuarlarda sadece Ergene Belediyesi’ni görüyorum. Ergene Belediyesi sağ olsun bozamızı güzel tanıtıyor. Başka bir belediye gidip bir şeyini tanıtamıyor.

Malkara ve Saray, süt ve süt ürünleri cenneti; peynir, tereyağı cenneti. Bir otobüs insanı getirin, tenekelerle götürürler, ama öyle bir şey yok. Karacakılavuz dokumaları için Süleymanpaşa’da bir yer açılıp, orada satışa sunulabilir. Makarna, erişte hepsi satılabilir.

Bu durum kırsalda yaşayan kadınların geliri, üretimi için çok önemli bir güç olur. Kadınlara destek olmamız gerekiyor. Parti olarak söylemiyorum, kadın olarak söylüyorum, biz kadınlar Tekirdağ’da birbirimize destek olmalıyız.

‘BELEDİYELER İLE ARAMIZ İYİ’

Süleymanpaşa ve Büyükşehir Belediyesi ile aranız nasıl?

İki belediyeyle de anlaşıyoruz. Bir sıkıntımız yok, destek oluyorlar. Kadın örgütünün yapamayacağı yardımda Büyükşehir ve Süleymanpaşa Belediyesi yardımcı oluyor. 11 belediyeye telefon açtığımda hepsi her konuda yardımcı oluyor. Esnaflarımız da yardımcı oluyor. Özellikle partide iş sahibi olan esnaflarımız, her konuda yardımcı oluyor. Erzak, mobilya, eczacılar, kim aklınıza gelirse… Hiç kimseden ‘hayır’ sözü duymadım

Diğer partilerin kadın kolları ile ortak çalışmalarınız oluyor mu?

Evet, onlarla da ortak çalışmalarda bulunuyoruz. Kadın kolları ile değişik çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bizim Kadın Dayanışma Platformu’muz var. Orada zaten hepimiz bir aradayız. Herhangi bir çalışmada bir araya gelebiliyoruz. Zaten partiye gelen kişinin asla görüşünü sorgulamam, sorgulatmam da. Buraya gelmişse mutlaka bir şeye ihtiyacı olduğu için gelmiştir diye düşünüyorum.

Seçimler yaklaşıyor, kadın kolları olarak süreci nasıl okuyorsunuz?

CHP İl Kadın Kolları Başkanı olarak gönlümden geçen aday ve en uygun gördüğüm aday Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Kadın kolları olarak bu süreçte daha da fazla çalışmamız gerekiyor. Kadınların çilesi hiç bitmiyor ki, bizim kadılarımız çilekeş. Dolayısıyla bizim kadın temsiliyetinde de sayımızı arttırmamız gerekiyor. Kadın aday adaylarımız var.

‘MİLLLETVEKİLİ ADAYI OLABİLİRİM’

Siz milletvekili adayı olmayı düşünüyor musunuz?

Süreç belli olmadan bir şey söylemek çok yanlış olur; olup olmayacağım sürece bağlı. Önemli olan ülkenin ve çocukların geleceği. Şu an zaten bizi çok iyi temsil eden üç milletvekilimiz var. Her alanda, her arenada CHP’yi çok iyi temsil ediyorlar. Faik Öztrak her yerde tanınan, bilinen, parti sözcülüğü yapan bir kişi. İlhami Özcan Aygun, tarım konusunda uzman, her sahada mevut. Candan Yüceer, keza kadın ve cinsiyet kotaları ve ayrımı üzerine söz sahibi birisi. Ayrıca tıp doktoru olması dolayısıyla da sağlık sektöründe de bilgi sahibi. Temsiliyetimiz var, ama daha da çok olmasını istiyoruz. Özellikle daha fazla kadın vekil, kadın belediye başkanı, kadın belediye başkan yardımcıları olmalı. Yerel ve genel yönetimlerde kadınların sesinin daha fazla çıkmasını istiyoruz.

Tekirdağ’da kadın belediye başkanı güzel olmaz mı?

Çok güzel olur. Tüm Türkiye’de olsa daha güzel olur. Kadının dokunduğu her yer daha da güzelleşiyor, onu biliyorum ve onu savunuyorum.

***

Nurten Yontar kimdir?

1977 yılında Bulgaristan’dan İstanbul’a göç Eden Nurten Yontar 2008 yılına kadar İstanbul’da yaşadı. Burada uluslararası bir firmada üst düzey yöneticilik yapan Yontar, sağlık sorunları nedeniyle işinden ayrılıp, ailesiyle birlikte Tekirdağ’a taşındı. Tekirdağ’da çeşitli sosyal faaliyetlerde bulunup, öncelikle okul aile birliklerinin çalışmalarına katlı sağladı. Bu arada CHP’ye üye olup, siyasi çalışmalara aktif olarak katıldı. Halen Süleymanpaşa İlçe Belediye Meclis Üyesi olan Yontar ikiz kız çocuk sahibidir.

Haberler