Dolar 31,0391
Euro 33,6226
Altın 2.032,18
BİST 9.374,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 14°C
Az Bulutlu
Tekirdağ
14°C
Az Bulutlu
Paz 14°C
Pts 13°C
Sal 12°C
Çar 13°C

DEPREM TOPLANMA ALANLARIYLA İLGİLİ YENİ ÖNERİ

DEPREM TOPLANMA ALANLARIYLA İLGİLİ YENİ ÖNERİ
9 Kasım 2023 11:19
A+
A-

Meclis’te konuşan CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, depremde toplanma alanlarının il ve ilçe merkezlerine en yakın köyler olması önerisinde bulunarak, Hükümet’in depremle ilgili bir B planı olmadığının altını çizdi.  

TBMM Genel Kurulu’nda Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’a ilişkin konuşan CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, 6 Şubat tarihinde meydana gelen depremlerin ardından çıkan büyük yıkım tablosunun, deprem tehdidi altında yaşayan kentlerde hızlı bir kentsel dönüşüm ihtiyacının ortaya çıkardığını kaydetti.

“HALKIN GÖRÜŞLERİ ALINMALI”

Kentsel Dönüşümün  halkın görüşleri alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizen Yontar, “Öncelikle sürdürülebilir olmalıdır; yeşil alanların korunması, enerji verimliliği, atık yönetimi ve ulaşım altyapısının çevre dostu olması gibi etkenler her kentsel dönüşüm projesinin temel direği gibi düşünülmelidir. 

Toplumsal katılım olmalıdır; kentsel dönüşüm projelerinde yerel halkın görüşlerinin alınması, ihtiyaçların dikkate alınması ve en önemlisi de karar mekanizmalarında süreçlere dâhil edilmesi bu projelerin sağlıklı olmasını sağlar. Ekonomik sürdürülebilirlik olmalıdır; yatırımcıların teşvik edilmesi, istihdam yaratılması ve bölgenin ekonomik canlanmasına katkıda bulunması önemlidir. 

Mekânsal planlama ve tasarım dikkate alınmalıdır; kent dokusuna zarar verilmeden projeler gerçekleştirilmeli, tarihî bölgeleri gölgede bırakacak yüksek binaların inşasına, dere yataklarına ve yakınlarına imara izin verilmemesine, trafik ve yol sorunlarının göz ardı edilmemesine azami şekilde dikkat edilmelidir. 

Şehirlere alternatif giriş yollarının açılması gerekmektedir. Yeşil gördüğümüz alanların askeriye ya da mezarlığa ait olduğunu bilirdik ancak şimdi sadece mezarlık alanları yeşil kaldı” diye konuştu. 

“HÜKÜMETİN BİR B PLANININ OLMADIĞINI GÖRDÜK”

Yasal bir çerçevenin çizilmesi ve iş birliği yapılmasının da oldukça önemli olduğunu vurgulayan Yontar, “Kentsel dönüşüm projeleri güçlü bir yasal çerçeve ve farklı paydaşlar arasında iş birliğini gerektirir. Belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör arasındaki iş birliği projelerin başarısını daha da arttırır. 

Son olarak, 6 Şubat depreminde görüldü ki kamu binaları, hastaneler, yollar yıkıldığı için çalışmalar durdu. Sayıştay raporlarında depremin hangi şiddette, hangi bölgede ve ne zaman olacağı tek tek yazılmasına rağmen, Hükümetin bir B planının olmadığını gördük. 

99 depreminden sonra tüm özel şirketler afet durumunda ana merkezlerinde herhangi bir zarar olması durumuna karşın çalışmalarını sürdürebilecekleri başka illerde ofisler kurdular, bilgi işlem depoları açtılar. Yani bir çeşit yedekleme sistemi oluşturdular. 

Kamunun olası bir depremde mutlaka bir yedekleme sistemine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Acilen böyle bir yapı kurulmalı ve devletin işleri aksatılmamalıdır” ifadelerini kullandı.

İktidar tarafından ülkemizde son yıllarda uygulamaya konulan imar affı düzenlemelerinin, kaçak yapılaşmanın önünü açtığını ve şehirlerin planlı gelişimine zarar verdiğini kaydeden Yontar, “Gelir elde etmek için imar affı, sadece mevcut yapı stokunu değil, aynı zamanda gelecekteki kentleşme sorunlarında beraberinde getirmektedir. 

TEKİRDAĞ’DA HALK NEREDE TOPLANACAK?

Seçim bölgem olan Tekirdağ, Türkiye’nin deprem bakımından riskli bölgelerinden biridir. Şarköy, Mürefte ve Marmaraereğlisi birinci derece, Tekirdağ merkez ikinci derece, daha kuzeyde kalan bölgeler ve ilçeler üçüncü ve dördüncü derece deprem bölgeleridir. 

1912 yılında Şarköy ilçemizin Mürefte beldesinde 7,3 şiddetinde meydana gelen depremde Şarköy ve Mürefte tamamen yıkılmıştır. Bugün Tekirdağ’da bir deprem yaşansa halkımız nerede toplanacak? Toplanma alanlarının köyler olması konusu ciddi olarak düşünülmeli, her ilçenin şehir merkezine en yakın köyden mahalleye dönüştürülen bölgesi deprem toplanma alanı olarak hazırlanmalıdır” dedi.

“HAYIR OYU VERİYORUM”

Yontar, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Diyelim ki toplandılar, yardım nasıl ulaştırılacak? Tekirdağ’da yaşanacak olan bir deprem İstanbul’u etkilemeyecek mi? Şimdi, görüyorum otobanların yanında 30-40 katlı devasa binalar, bir deprem sonrasında söz konusu bu binalar otoyolların üzerine devrilse ulaşım nasıl sağlanacak, kurtarma ekipleri nasıl yardım ulaştıracak; bunlar hep soru işareti olarak aklımızdadır. 

AKP Hükûmeti Tekirdağ’la ilgili kentsel dönüşümde çalışmalar yaptı, okullarımızı yıktı ama yapmadı, yüksekokulları ve yurtlarını yıktı ama onları da yapmadı. Kız öğrencilerimizin kalabileceği yurtlar eksik fakat ne yaptı AKP Hükûmeti? Şehirdeki hapishaneleri büyüttü ve sayılarını çoğalttı, kentsel dönüşümü burada gerçekleştirdi. Bundan dolayı bu kanun teklifine “hayır” oyu veriyorum.”