DOLAR 18,8187
EURO 20,4993
ALTIN 1.158,85
BIST 4.752,24
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 10°C
Hafif Yağmurlu
Tekirdağ
10°C
Hafif Yağmurlu
Cts 3°C
Paz 0°C
Pts 2°C
Sal 5°C

SÜLEYMANPAŞA BASIN MENSUPLARI DERNEĞİ İLE TEKİRDAĞ BAROSU TARAFINDAN DEZENFORMASYON YASASI SEMİNERİ DÜZENLENDİ

SÜLEYMANPAŞA BASIN MENSUPLARI DERNEĞİ İLE TEKİRDAĞ BAROSU TARAFINDAN DEZENFORMASYON YASASI SEMİNERİ DÜZENLENDİ
20.12.2022
A+
A-

‘İNTERNET SİTELERİNE ORANTISIZ VE AŞIRI MÜDAHALE SÖZ KONUSU’

Süleymanpaşa Basın Mensupları Derneği ile Tekirdağ Barosu’nun ortaklaşa düzenlediği “Dezenformasyon Yasası” ile ilgili seminer düzenlendi. Süleymanpaşa Basın Mensupları Derneği Başkanı Abdullah Yalçın, haklarımızı bilmemizin önemine dikkat çekerek,  “Yasa bizlere olumlu olumsuz neler getiriyor bunları avukatlarımızdan dinlemek istedik” dedi.

Süleymanpaşa Basın Mensupları Derneği,  Tekirdağ Barosu ile ortaklaşa düzenlediği seminerde kamuoyunda “Dezenformasyon Yasası olarak bilinen “Sosyal Medya Yasası” ile ilgili basın mensupları bilgilendirildi. Tekirdağ Baro Başkanı Egemen Gürcün’ün katılım gösterdiği seminerde, Tekirdağ Barosu İnsan Hakları Komisyonu Avukatları Av. Mert Elekçi, Av. Kamil Can Yavaş, Av. Ahmet Yiğit ve Stj. Av. Dicle Demiral yaptıkları sunum ile basın mensuplarının yürürlüğe giren yasa hakkındaki soru işaretlerini giderici sunum gerçekleştirdiler.

Sunum öncesi bir konuşma gerçekleştiren Süleymanpaşa Basın Mensupları Derneği Başkanı Abdullah Yalçın, ‘Dezenformasyon Yasası’ ile ilgili sorulan sorulara tam net yanıt alamadıklarını belirterek yasanın ne olduğunu, çerçevesini bilmediklerini söyledi. Bu noktada Sayın Baro Başkanı Egemen Gürcün önderliğinde bir görüşme gerçekleştirdiklerini dile getiren Yalçın,  “Yasa bizlere olumlu olumsuz neler getiriyor, bunları avukatlarımızdan dinlemek istedik. O yüzden de burada böyle bir etkinlik gerçekleştirdik. Umarım faydalı olur. Çünkü kendi haklarımızı bilmemiz, kendi hukukumuzu bilmemiz çok önemli. Kamuoyunda sürekli yazılar yazıyor eleştiriler yapıyoruz. Seçim zamanı geldi yaptığımız haberleri  neye göre yalan olduğunu değerlendirecekler onu da öğrenmiş oluruz” dedi.

Tekirdağ Baro Başkanı Egemen Gürcün ise,  Basının haber vermesi ve bizlerin haber almasının Anayasal güvence altında olduğunun altını çizdi. Gürcün şöyle devam etti: “Ancak Türkiye’deki basın hürriyetinin geldiği nokta özellikle Basın Kanunu’nda yapılan değişiklik ve Ceza Kanunu’nda buna paralel yapılan ek değişiklikler ile birlikte esasen sizlerin  mesleğinizi icra etmesi noktasında ve bizlerin de sizlerin ürettiği haberlere ulaşma noktasında hepimiz daha bir zor döneme geçtik. Bu bizleri gerçekten derinden üzdü. Bu yasanın çıkmasından evvel biz barolar olarak gerekli ikazlarımızı, uyarılarımızı yaptık.

BASININ ÖNEMİ BİR KEZ DAHA ORTAYA KOYULMUŞ OLDU’

Tabi basının önemi şöyle çok kıymetli. Biliyorsunuz son haftalarda Türkiye gündemine bomba gibi düşen ve hepimizi derinden üzen evlilik kurumu adı altında 6 yaşındaki bir kız çocuğunun sürekli şekilde istismar edilmesini,  yargının buna nasıl göz yumduğunu,  bunların aslında kurumsallaştırılmaya çalışılan bir sürecin de parçası olduğunu bir gazeteciden öğrendik.  Ve bu gazetecinin haberi sonrasında bunun yalanlanması, bunun gerçeğin dışında olduğuna yönelik iddiaların olması karşısında basınımızın doğru haber yaptığı da süreç içerisinde tescillendi. Açılan bir dava var. Basının önemi bir kez daha ortaya konulmuş oldu.

‘BARO OLARAK BASININ YANINDAYIZ’

Gerçekten kendini iyi yetiştirmiş çok kıymetli basın mensuplarına sahibiz, şehrimiz de sahip. Ben zaman zaman sizlerle bir araya geldiğimde her zaman söylüyorum ve diyorum ki;  Tekirdağ Barosu bir hukuk kurumu olarak varlığını sürdürdüğü müddetçe basın mensuplarının da bu haklarının kullanması noktasında yanında olacaktır. Bugünde bunun örneğini yaşıyoruz.

Çerkezköy’den  ardı ardına gelen haberleri de  takip ediyorum. En son Çerkezköy Haber Sitesinin yaptığı haberin  yayın yasağı kapsamına alındığını üzüntüyle öğrendik. Esasen çok dar kapsamda kullanılması gereken maddenin ne kadar geniş yorumlandığının bir örneğini kararda gördük.  O karara ilişkin yapılan itirazdan da haberdarım. Umarım ki o itiraz ile yayın yasağı kalkar. Zira bir hastanede doktor olamayan bir kişinin doktor gibi çalışması ameliyathanelere girmesi yine sizin gibi gazeteci meslektaşınız tarafından ortaya çıkarılmıştır. Çerkezköy’de çocuklara yönelik dayak ile ilgili yayın yasağı getirilmişti.  Bu örneklerin azalması çoğalmaması için biz avukatlar mücadele etmeliyiz. Ancak bilinçli ve doğru bir şekilde yapmamız gerekiyor bunu. Bu bakımdan bu toplantıyı çok değerli ve kıymetli buluyorum”

Konuşmaların ardından İlk sunumu yapan Av. Mert Elekçi, Basın Kanunu’nda yapılan değişiklikleri anlattı. 18 Ekim’de 7418 Sayılı Yasanın yayımlandığını hatırlatan Av. Elekçi, bu yasa kapsamında 5187 Sayılı Basın Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve 5651 Sayılı Erişimin Engellenmesi Kanunu’nda değişiklikler yapıldığını kaydetti.  Bu yasanın çok uzun kavganın sonucu olarak ortaya çıktığını söyleyen Av. Elekçi, “Bu kavga 2007 yılında Youtube getirilen kısıtlamaya dayanıyor.  İnternet ve sosyal medya gelişmeye başladığı andan itibaren Türkiye gibi ülkelerin yanı sıra gelişmiş Avrupa ülkelerinde de internet sosyal medya şirketleri üzerinde bir iktidar savaşı söz konusu” dedi. Bu iktidar savaşının sonucu olarak devletlerin kendi egemenlik alanında kendi istediği şekilde sosyal medya şirketlerinin hareket etmesini istediğine vurgu yapan Av. Elekçi, “Fakat öte yandan buna ilişkin fazladan gereksiz bir müdahale de basın ve ifade özgürlüğü açısından çok önemli tehditler gösteriyor” diye kaydetti.

‘FİLLER TEPİŞİRKEN ÇİMENLER EZİLİYOR’

Sosyal medya şirketlerinin dezenformasyon konusunda sorunlar yaşadığını  ifade eden Av. Elekçi “ Örneğin bugün özellikle facebook’un reklam algoritmasını kötüye kullanarak ABD seçimlerine müdahale ettiğini gördük. Onun dışında twitter’ın sahibinin Biden’in oğlu Hunter Biden’ın uygunsuz fotoğraflarını ekstra yayınlanmasını yasakladığını gördük. Bunların hepsi ifade özgürlüğü konusunda sosyal medya şirketlerinin iyi sınav veremediğini gösteren örneklerdir” diye konuştu.

Türkiye’de ise başka örneklerle karşılaşıldığını belirten Av. Elekçi, “Habere erişimin engellenmesi gibi örnekler yaşanıyor. Bugün DW haber sitesine giremiyoruz. Bu kavganın sonucu olarak insanların haber alma özgürlüklerine ve basın özgürlüğüne olan oluyor. Yani filler tepişirken çimenler eziliyor her zamanki gibi. Dezenformasyonun engellenmesi de bir amaç taşır basın özgürlüğünün engellenmesi de bir amaç taşır fakat ikisinin dengelenmesi gerekiyor. Sorun, bu dengenin nasıl kurulması gerektiği sorunu” dedi.

Basın Kanununda internet yasası ile ilgili önemli değişikliklerin olduğunu dile getiren Av. Elekçi, internet haber siteleri süreli yayın bağlamında artık Basın Kanunu kapsamına alındığını belirterek,  bu durumun internet haber sitelerine bazı yükümlülükler getirdiğini söyledi.  Av. Elekçi şöyle devam etti:  “Öncelikle Basın Kanunu’nun basın özgürlüğünün kullanımına ilişkin bir kanun olduğu vurgulanmaya başladı. Demek ki Basın Kanunu ile gazeteciye getirilen her kısıtlama aslında kanuna getirilmiş bir kısıtlamadır. Bunun başka anlamı da şudur;  Basın Kanunu’nda yönetmelikle bir gazeteciye kısıtlama getirebileceği öngörülemez. Bu şu demek; Basın Kanunu’nda süreli yayınla ilgili bir yükümlülük gördüğümüz zaman bu aynı şekilde internet haber sitelerini de kapsamaktadır demektir. Teknik açıdan önemli bir değişiklik bu! Normal şartlarda istediğimiz gibi internet haber sitesi açıp, istediğimiz gibi yayın yapabiliyorken artık belli yükümlülüklere tabi oluyor internet haber sitesi sahipleri.

BEYANNAME VERİLMEZSE NE OLUR?

Bunun ilk sonucu da beyanname verme yükümlülüğü.   Fakat burada şöyle bir sorun var; internet haber sitesi bu beyannameyi vermezse ne olur? Beyanname vermeden internet üzerinden özgürce haber yapamaz mıyız? Evet, yapabilirsiniz fakat Basın Kanunu’nda getirilen basın kartı kullanmak ve ilan gibi imkânlardan mahrum kalırsınız.  Bunun dışında belli bir yükümlülüğü yok.  Bu arada beyanname vermeyen bir haber sitesinde çalışanların da Basın İş Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor şu an gözlemlediğim bazı hukukçular tarafından. Ama şu an Yargıtay bunu düşünmüyor.

Belli bildirimler isteniyor. Bu bildirimler eksik yapılmış veya yapılmamışsa Cumhuriyet Savcısı, Asliye Ceza Mahkemesi’nden normalde yayının durdurulmasını ister fakat internet haberleri için yayınların durdurulması gibi bir şey söz konusu değil.  Sadece o haber internet sitesinin internet haber sitesi olup olmadığına dair tespitine ilişkin bir bildirim yapılmasını ister.  Hiçbir şekilde o internet haber sitesine erişim engeli getireceğine dair bir bilgi geçmiyor şu anda. Bu yalnızca erişim engeli sebebi değil yarın öbür gün kötüye kullanım olarak görürseniz bir erişim engelini kanunda böyle bir şey olmadığını bilin. Bunun hukuksuz bir karar olduğunu bilin. Maalesef Türkiye’de başımıza gelebileceğini öngördüğüm için uyarmak istedim.

 ‘HABERLERİ SAKLAMA ZORUNLULUĞU GETİRİLDİ’

İçerikle ilgili iki tür yenilik var;  verileri giriş ve düzeltme tarihini gösterme zorunluluğu ve verileri saklama zorunluluğu söz konusu. Bir haber yayınladınız bu habere ilişkin içeriği girme tarihini oraya yazmakla yükümlüsünüz. Yorumlayanları göstermek zorunda değiliz kanun metninden anladığımız kadarıyla. Haber içerikleri açısından haber içeriklerinde girdiğiniz tarihi göstermek zorundasınız. Sonradan düzelttiğinizde düzeltme tarihini de oraya girmek zorundasınız. Öte yandan diyelim ki uyuşmazlıkla ilgili sizden haber metni istenildi yargı merci tarafından, -içerik aynı zamanda  log kayıtları kaç tıklama olduğu ne zaman değiştirildiğini de kapsıyor- mahkeme tarafından size bildirildiği andan itibaren iki yıl değil, o içeriği soruşturma veya kovuşturma ne zaman biterse o zamana kadar saklayacaksınız. Soruşturma ve kovuşturma için sadece geçerli bu. Maddi ve manevi tazminat için geçerli değil. Ne zaman bittiğini nerden öğreneceğiz. Açıkçası mahkemenin bir yükümlülüğü yok bu konuda. Mevcut düzenlemeye göre öğrenmeye de bilirsiniz. Bu kanunda bir eksikliktir.

Yeni bir diğer şeyde tekzip konusu. Basılı yayınlarda olduğu gibi internet haber sitelerine de tekzip girme yükümlülüğü getiriliyor. Basılı yayındaki hükümlerle aynı şekilde, değişiklik yok.  Tekzibe ilişkin bir şey yapılmışsa önce bir gün ana sayfanızda yayınlayacaksınız ama bir hafta sitenizde bulundurmak zorundasınız o tekzibi. Mahkemeye başvurma ve hukuki sorumluluk devam ediyor tekziple ilgili olarak.

Eser sahibinin cezai sorumluluğu ilkesi devam ediyor. Eser sahibi belli değilse bu sorumlu müdür, yazı işleri müdürü vs. şeklinde silsile halinde devam ediyor. Burada cezanın şahsiliği açısından bir problem var ama Anayasa Mahkemesi bugüne kadar bu durumu iptal etmedi.

‘PARA CEZASI ÖNGÖRÜLÜYOR’

İletişim başlığı altında,  sorumlu müdürün kim olduğu yayıncının kim olduğu hangi şirket tarafından yapıldığı hosting hizmetini kimin sağladığı sitelerde gösterilmezse bir para cezası öngörülüyor. Aynı şekilde düzeltme ve cevabın yayınlanmaması durumunda da para cezası öngörülüyor.

‘İNTERNET SİTELERİNE ORANTISIZ VE AŞIRI MÜDAHALE SÖZ KONUSU’

Avukat Kamil Can Yavaş ise, 5651 Sayılı Kanun ile ilgili bilgi verdi. Kanunun çok geniş kapsamlı olduğunun altını çizen Av. Kamil Can Yavaş,  “5651 sayılı kanunda internetteki erişimin engellenmesi, kişinin şeref ve hasiyeti veya bazı suç içeren haberlerin yayınlanması durumunda bunlara müdahale edilmesini düzenleyen, sosyal medyada veya internet ortamında bazı verileri saklayan, kullanan bazı yayınları veren kişilerin yükümlülüklerini belirleyen bir kanun” diye konuştu.

Kanun 2007 yılında yürürlüğe girdiğini fakat kanunda yapılan her değişiklikler ile yargı merciine ve idari kurumlara daha fazla müdahale etme hakkı sağlandığına dikkat çeken Av. Yavaş,   “Erişim engellemeleri içerik çıkarmaları,  bant daraltmaları gibi bazı müdahale imkânları sağlanıyor bu da artık internet ortamında objektif haber alma erişimini de daraltıyor. Orantısız ve aşırı müdahalelere maruz bırakıyor ve basın özgürlüğünü ihlal eden bir duruma bürünüyor” dedi.

Bu kanunun bazı yükümlülükler getirdiğine işaret eden Av. Yalçın, özellikle 8-8A/9-9A maddelerine işaret etti.  Bu maddelerin yargı mercilerine ve idari kurumlara, içerik çıkarma erişim engelleme imkânı sunduğunu söyleyen Av. Yalçın, “Bu maddeler ile büyük bir müdahale var internet sitesi haberlerine. Genellikle muhalif haberler, genellikle kamusal tartışmaya yarar sağlayan haberlerin erişim engeli getirdiğini görüyoruz. Özellikle sol yayınlar, Kürt gazetecilerin yaptığı yayınlara bir müdahale olduğunu görüyoruz. Basına yapılan her müdahale bilgi alma hakkına da müdahaleyi de taşır. Son değişiklikler ile ne oldu, içeriğin çıkarılması denen bir şey ortaya çıktı. Aradığımız zaman o bilgiye ulaşamaz hale geldik” ifadelerini kullandı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.