DOLAR 18,6391
EURO 19,6110
ALTIN 1.063,24
BIST 4.956,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 14°C
Çok Bulutlu
Tekirdağ
14°C
Çok Bulutlu
Per 16°C
Cum 17°C
Cts 18°C
Paz 15°C

Türkiye’de kadınlar, en temel hak olan yaşam hakkı için direniyor

Türkiye’de kadınlar, en temel hak olan yaşam hakkı için direniyor
25.11.2022
A+
A-

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar arası Mücadele Günü dolayısıyla İl binasında açıklama yapan CHP Tekirdağ Kolları İl Başkanı Nurten Yontar, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana kadın cinayetleri sistematik olarak arttığını belirterek, “Kadınların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz” dedi.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar arası Mücadele Günü dolayısıyla CHP kadın kolları 81 ilde 973 ilçede eş zamanlı basın açıklaması yaptı. Tekirdağ’da CHP il binasında yapılan açıklamaya CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun katıldı. Açıklamayı, CHP İl Kadın Kolları Başkanı Nurten Yontar okudu.
Bugün, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nün tarihçesini anlatarak açıklamasına başlayan Yontar, Tarih sayfalarında bugünü özel kılan ve sorumluluk yükleyen onurlu bir mücadele hikayesi var. Dominik Cumhuriyeti ‘ni yöneten diktatör, halka baskıyı, zulmü ve ölümü reva görüyordu. Ülkede insan hakları ve demokrasi askıya alınmıştı. Tarihe adını “kelebekler” olarak yazdıracak üç kız kardeş, yaşananlara “Dur!” demek için mücadele meşalesini yaktı. İşkencelerin ayyuka çıktığı bir süreçte, örgütlenmenin tek çözüm olduğunun bilinciyle hareket ettiler. Direnişin simgesi olan “Mirabal Kardeşler” defalarca tutuklandı. Mal varlıklarına el konuldu. Diktatör tarafından açıkça hedef gösterilmelerinden 23 gün sonra, takvimler 25 Kasım 1960’ı gösterdiğinde; üç kız kardeşin arabası yolda durduruldu. Önce tecavüze uğradılar, sonra da öldürülüp uçurumdan aşağı atıldılar. Diktatör, “kelebekler”den kurtulduğunu sandı. Oysaki onların uçurumun kenarında çırptığı kanatlar, büyük bir rüzgâra dönüştü ve diktatörlüğü yıktı. 1999 yılında Birleşmiş Milletler bugünü Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ilan etti. Biz kadınlar dünyada ve Türkiye’de şiddet sarmalına karşı sesimizi yükseltiyoruz. “Kelebekler”in onurlu direnişine sahip çıkmaya ve mücadeleyi büyütmeye devam ediyoruz” dedi.

‘KADIN CİNAYETİ SİSTEMATİK OLARAK ARTTI’
Türkiye’de yaşanan kadın şiddetine de açıklamasında yer vererek veriler sunan Yontar, “Ülkemizde yaşayan kadınlar, en temel hak olan yaşam hakkı için direniyor” diyerek, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana kadın cinayetleri sistematik olarak artığına dikkat çekti. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerini aktaran Yontar, “2002 yılında 66 kadın cinayeti işlenmişken, 2021 yılında 217 ‘si şüpheli olmak üzere 497 kadın hayattan koparıldı. 1 Ocak 2022 ile 1 Kasım 2022 arasında ise 202’si şüpheli olmak üzere en az 482 kadın öldürüldü. Şüpheli kadın ölümü yoktur, etkin yürütülmeyen soruşturmalar vardır! Malatya’da 14 yaşındaki Elif Gültekin’in intihar ettiği öne sürüldü. Savcılık soruşturmayı yeniden başlattığında, Elif’in töre cinayetine kurban gittiği üç yıl sonra anlaşıldı. Eskişehir’de evinin bodrumunda ölü olarak bulunan 41 yaşındaki iki çocuk annesi Beyhan Biçer ‘in intihar etmediği, evli olduğu Ercan Biçer tarafından öldürüldüğü ise iki yıl sonra ortaya çıktı” diye konuştu.

‘AİLE BAKANI İTİRAF ETTİ’
Yontar şöyle devam etti:” Bizler “Kadın cinayetlerini durdurun!” diye haykırırken, eski Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakam Zehra Zümrüt Selçuk, “Her kadın cinayeti bizim kadına yönelik şiddetteki kadın cinayeti değildir. Her şüpheli ölüm de kadın cinayeti değildir” demekle yetindi. Çocuğa yönelik tecavüzde “çocuğun rızası”ndan bahseden Bekir Bozdağ, Adalet Bakanı oldu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, öldürülen kadınlardan sadece “sayı” olarak bahsetmeye devam etti. Yetti mi? Hayır! Şimdiki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık, “2021 ‘in ilk 10 ayında 242 ve 2022’nin ilk 10 ayında 225 vaka var. 2022 ‘de yüzde 7 bir azalış görülüyor” dedi. Yanık’ın açıklamasında bir de itiraf vardı: “Kadın cinayetlerinin yüzde 8’i koruma kararı altında yaşanıyor!’
Kadınları koruyamayan, şiddeti tolere edilebilir bulan, öldürülen kadınları sadece sayı olarak nitelendiren zihniyete bir kez daha sesleniyoruz: “HER KADIN BİR HAYATTIR!”
Edanur Demir, öldürüldüğünde 17 yaşındaydı. Antalya’da bir kafede çalışıyordu. Semih Melih D. tarafından öldürüldü. Sanık ifadesinde “Tabanca ile şaka yapmak istedim” dedi. Nasıl bir şakaysa, namluyu Edanur’un başına doğrultmuştu!
Sıla Şentürk, öldürüldüğünde 16 yaşındaydı. Ailesinin defalarca karakola giderek şikayetçi olduğu, 10 ayrı suçtan sabıkası olan Hüseyin Can Gökçek tarafından öldürüldü.
Hasret Dalkoparan, öldürüldüğünde 20 yaşındaydı, 1,5 yaşında çocuğu vardı ve 5 aylık hamileydi. Katili, dini nikahla birlikte olduğu Ozan Dum idi.
İsimlerini tek tek saymanın günler süreceği binlerce kadın katledildi! Bu kadınlar sayı değildi, hayatın ta kendisiydi. Anne, evlat, abla, kız kardeş, arkadaş, öğretmen, doktor, mühendis, hemşire, karşı komşu… Yaşamdan koparılan kadınların arkasında gözü yaşlı anneler, babalar, çocuklar kaldı. Kimimiz öğretmenini, kimimiz doktorunu, kimimiz sırdaşını, kimimiz akrabasını sonsuzluğa uğurladı . .
O nedenle bugün 81 il, 973 ilçede kadın erkek tek ses olduk, haykırıyoruz: KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR!”

‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ YENİDEN YÜRÜRLÜĞE KOYACAĞIZ’
İktidarın kadını yok sayan politikalarına karşı, Cumhuriyet Halk Partisi olarak kadınları güçlendiren eşitlikçi politikaları hayata geçireceklerini ifade eden Yontar, “Bu mücadeleyi kadın erkek bir arada vereceğiz.Kadınların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. İktidara geldiğimizde Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun söz verdiği gibi 24 saat içinde İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe koyacağız.
İki yıl önce İstanbul Sözleşmesi’nin bir maddesini hayata geçirdik. Genel Merkezimizde bir “Alo Şiddet” hattı kurduk. ”YaşamHak” projemiz aracılığıyla 444 82 85 numaralı hattımızı arayan tüm şiddet mağduru kadın ve çocuklara, 7/24 ücretsiz destek hizmeti verdik, vermeye de devam ediyoruz. YaşamHak projemiz kapsamında bugüne kadar binlerce kadının hayatına bire bir dokunduk. 81 ilde 129 gönüllü avukat ekibi kurduk. Bu sürede 1135 kadına yönelik şiddet ve çocuk İstismarı duruşmasını takip ettik. Sivil toplum örgütleri, meslek odaları, barolar ve yerel yönetimlerle 125 protokol imzaladık. İktidara geldiğimizde, yol haritamız hazır. Kadını güçlendirecek eşitlikçi politikaları derhal uygulamaya koyacağız. Bizlere ülkemizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘ten kalan büyük bir mücadele mirası var! Hiçbirimiz eşitlik mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz! Bugün sokaklara çıkarken, haklarımızı ve demokrasiyi savunmak için bir arada olacağız, kadın erkek hep birlikte sesimizi yükselteceğiz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.