DOLAR 18,6394
EURO 19,6178
ALTIN 1.063,67
BIST 4.954,04
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 14°C
Çok Bulutlu
Tekirdağ
14°C
Çok Bulutlu
Per 16°C
Cum 17°C
Cts 18°C
Paz 15°C

BABAMIN KESTİRME YOL MERAKI (1)

08.11.2022
A+
A-

Hala merak eder dururum, haziran ayında o kadar yağmur nasıl yağdı diye. Ama yağıyormuş işte. Hem de deli gibi bir sağanak, bardaktan boşanırcasına.
Babam, annemle birlikte köye gitmişti. Ben, abilerim ve ablamla kalmıştım. Okul tatil olduktan sonra ablamla birlikte beni de götüreceklerdi.
Benim çocukluk yıllarımda yaz gelince hep köye taşınırdık. Kışın şehirde, yazın köyde. Köy hem serin olurdu, hem de bağda bahçede yetiştirilenlerle kışlık erzağımızı yapardık.
Karneler dağıtıldığı gün babam geldi. “Hadi gidiyoruz” dedi.
Ablam, “hazır değiliz ki daha baba” diye karşılık verdi. “Çamaşır falan yıkayacaktım. En iyisi sen, kardeşimi götür, ben hafta sonu abimle gelirim.”
“Tamam” dedi babam. Birlikte yola çıktık.
Babam yürümeyi severdi. Ama neresi olursa olsun hep kestirmeden gitmek gibi de bir alışkanlığı vardı.
Birlikte yaşadığımız o olaydan sonraki yıllarda bazen hafta sonları çoluk çocuk arabaya doluşur, köye pikniğe giderdik. Babam arabaya binmez, yaya gelirdi. Ya da yarı yolda iner, kendini dağ yollarına vurur, dere tepe demez, patikalardan yürüyerek köye ulaşırdı. Bu yüzden de vücudunda bir dirhem yağ yoktu.
O hep doğal yiyeceklerle beslenir, dışarıdan bir şey almayıp, sadece kendi yetiştirdikleriyle yetinirdi. Biz margarini kaymak yerine ekmek dilimine sürüp yerken, kendisi köydeki zeytin ağaçlarımızdan elde ettiği zeytinyağından başkasını yemeklerde kullandırtmazdı. Buğdayı kendi üretir, domatesi, biberi, salçayı, cevizi, bademi kendi yetiştirir, annemle birlikte bunlardan kışlıkları da yapardı
İlkokul üçüncü sınıftaydım. Karnemdeki derslerin tamamı pekiyiydi. İlgilense ilgilense bir tek annem ilgilenirdi, o da köydeydi. Babam sormadı bile.
Birlikte dolmuşa binip, yarı yolda indik. Aslında üç kilometre kadar sonra insek, köyümüzün toprak ama düzgün yolundan, rast geldiğimiz bir araçla rahatça gidebilecektik.
Köyümüz ana yoldan on kilometre kadar uzaktaydı. Ve biz ailecek bu yolu ellerimizde meyve sebze sepetleriyle defalarca yürümüş insanlardık.
Babam hem araba yolunu hem de kestirme olarak gördüğü dağ yollarını genelde tek başına yürürdü. Zaten çocukluğu ve gençliği de bu dağlarda, bu yollarda geçmişti. Elde tüfek av peşinde koşa koşa, neredeyse her ağacın, her çalının bulunduğu yeri bile ezbere biliyordu.
Babam önde, ben arkada, bir tepeye tırmandıktan sonra, orman yoluna girdik.
Babamın “çifte” dediği, av tüfeği her zamanki gibi namlusu yukarıya bakar şekilde, omzunda asılıydı.
Bir insanın ancak sığabildiği patikada, karşımıza her an yabani bir hayvan çıkabilirdi. Babamın korktuğu falan yoktu ama ben her çalının ardından bir şey fırlayacakmış gibi korka korka arkasısıra yürüyordum.
Hava sıcak olduğundan kısa pantolon giymiştim. Patikanın her iki yanındaki çalıların dikenleri bacaklarımı çizdikçe, canım yanıyor ama sesimi çıkarmıyordum. Tek düşüncem, hızlı adımlarla yürüyen babamı gözden kaybetmemekti.
Tepenin birinden inip, diğerine çıkıyorduk. Genelde de dere kenarlarından yürüyorduk. Başlangıçta hava açıktı ancak nedense giderek bulutlanmaya başlamıştı. Bulutların gölgesinde yürümek, güneş altında yürümekten daha iyiydi. En azından fazla terlemiyorduk. Ancak bu bulutlar öyle gelip geçici şeyler değildi. Biraz daha yürüdükten sonra gökyüzünden güldür güldür sesler gelmeye başladı. Güneş tamamen kayboldu, hava karardı, rüzgar esmeye başladı. Adımlarını sıklaştıran babam, arkasına dönüp, bana, “acele edelim, yağmur yağacak” dedi.
Devamı var

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.