Dolar 31,0391
Euro 33,6226
Altın 2.032,18
BİST 9.374,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 14°C
Az Bulutlu
Tekirdağ
14°C
Az Bulutlu
Paz 14°C
Pts 13°C
Sal 12°C
Çar 13°C

Bazıları için hayat böyledir

13 Kasım 2023 10:00
A+
A-

“Benim için dostluk diye bir şey yoktur.”
“İstediğimi satar, istediğimi kırarım.”
“Kimsenin gözünün yaşına bakmam, çıkarımın olmadığı yerde durmam.”
“Yer içer gezer tozar eğlenirim, parayı da bir şekilde bulurum. Bırakın benim yerime başkaları çalışsın.”
“Sevgi diyorlar, başka kimi seveyim, ben varken.. benden daha saygını var mı? “Güven dersen: cebimde ve banka hesabımda bolca var.”
“Şu üç günlük dünyada neye kime neden takayım kafamı? Vur patlasın çal oynasın.” “Dünya batacak değil ya…” diyerek yaşarlar.
Kimileri, “neden böyle olduk?” diyor.
Kimileri, “hangi ara bu hale geldik?” diyor.
Kimileri de, “zaten böyleydik” diyor.

İnsan davranışları giderek bencilleşiyor. Çoğu kişi nalıncı keseri gibi her şeyi kendine yontuyor.
Düzenini kuran, gemisini yürüten hayatını yaşıyor. Kimileri de “batsın bu dünya” diyerek, hayata kahrediyor.
Ne diyelim ki…?
Yazsan, okuyan yok.
Söylesen, dinleyen yok.
Aslında kimsenin kimseyi taktığı da yok.
Kendimizi nehrin akışına bırakmış, “kimbilur bu gidişin sonu olacak mı?” şarkısını söyleyerek, yola devam ediyoruz.

Bu yüzden dertleri dert etmeye gerek. Her şey olduğuna varıyor. Bu güne kadar neyi, kimi değiştirmek istedik de, başarılı olduk? Olabildik mi?

Geçen gün sohbet ettiğim bir arkadaşım “ben vazgeçtim” dedi. “Gittiği yere kadar gitsin. Olduğu kadar olsun. Bu saatten sonra kimseyle uğraşmak istemiyorum.”

“Uğraştın da ne oldu ki?” diye karşılık verdim. “Hangi eğriyi düzelttin?”

***

BİR İNSANIN YÜZÜ NEDEN YUMUŞAK OLUR?

Bana göre içinde kötülük duygusu barındırmayan, herkese şüpheyle yaklaşmayan, güven duygusunu kaybetmemiş, vermekten mutlu olan, karşısındaki kişi ya da kişileri de kendisi gibi bilen, iyi niyetli birinin yüzü yumuşak olur.

Çünkü böyle birinin kalbi de yumuşaktır. Duygusal yönü ağır basar. Acıma duygusu vardır. Çabuk etkilenir. Birinin ondan bir istekte bulunacağını daha söylemeden anlar, istemeden verir. Alacağını geri istemeye utanır. İşte böylelerinin gözünün yaşı kurumaz.

Yüzü yumuşak insanlar birçok yönden suiistimal edilmeye müsaittir. Güven duygusu yüksek olduğundan özellikle de maddi konularda çok kayba uğrar.

Kimsenin kalbini kırmak istemediğinden her şeye “evet” diyerek, başına iş açar. Fakat tüm bunlara karşın yüzü yumuşak olanın bu huyu hiç değişmez. Çünkü kalbi yumuşaktır. Karakteri öyledir. Değişmez. Değişmediği için de kazık yediği birinden yeniden aynı yanlış davranışı görmesi muhtemeldir.

Savunması ise “ne yapayım, ben böyleyim” olur.

İşte onun böyle olduğunu bilen gözü açık kemirgenler etrafından hiç ayrılmaz. Etinden, sütünden, yağından, kaymağından sonuna kadar yararlanıp, kökünü kurutana kadar sömürür, kullanır.

Anlayacağınız embessiller yüzünden kökü kuruyup, gözünde akacak yaş kalmayan atalarımızın yüreği öylesine yanmış ki, sonunda ta bizlere kadar ulaşan bir sözü uzayın boşluğuna göndermişler. “Biz yandık, siz yanmayın” demişler.

Tabii duyan duyar, anlayan anlar. Anlamayan bu sözü söyleyen ataların peşine takılır gider. Ta ki göz pınarları kuruyana kadar.

 

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR