DOLAR 18,6369
EURO 19,5418
ALTIN 1.071,66
BIST 4.962,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 11°C
Çok Bulutlu
Tekirdağ
11°C
Çok Bulutlu
Cts 12°C
Paz 13°C
Pts 13°C
Sal 12°C

BELEDİYE OTOBÜSÜNDE BEŞ ON DAKİKA!

14.11.2022
A+
A-

Belediye otobüsüne binip, en önden en arkaya yürüdüm.
Benim bindiğim durakta, arkadaki ikili koltuklardan birinde oturan yolculardan biri indiği için, cam kenarındaki koltuk boşalmıştı. Oraya otururum diye düşündüm.
Ancak koridor tarafında kalan koltukta oturan altmışlı yaşlardaki zat-ı muhterem sanki oturduğu yere yapışmış gibiydi. Vücudunu bir koltuk kaydırmaya üşendi ve “bana oturacaksan cam kenarındaki boş koltuk müsait, geçebilirsin” der gibi baktı.
Yanına iyice yaklaştım, elimle boş koltuğu gösterip, kayar mısınız?” dedim, itiraz istemeyen bir ses tonuyla.
“Az sonra inecektim” falan gibi bir takım sesler çıkararak, poposunun yarısını yana attırdı. Ayakları hala olduğu yerde duruyordu.
Adam eskilerin Murat 124 şoförü gibi oturuyordu.
Koltuğun boşalan kısmına yerleşmeye çalışırken, “camı açayım isterseniz” dedim. Belki dirseğini dışarıya çıkartır diye. “Yok böyle iyiyim” dedi.
Demek ki Murat 124 şoförünün oturuş şeklini bilmiyordu.
“Ama ben iyi değilim. Koltuğunuza uygun şekilde yerleşir misiniz?” dedim.
Dudaklarının arasından anlaşılmaz bir takım kelimeler çıktı. Son kelimesini yüksek sesle ve anlaşılır söylemişti; “İnecektim de…”
Bu defa vücudunu tam kaydırdı. Ben de rahat bir oturma pozisyonu buldum.
Otobüs birkaç durak geçtikten sonra orta yaşlarda, hafif kilolu bir kadın bindi. Ön taraftan sağa sola bakına bakına benim olduğum yere kadar ilerledi. Oturacak boş koltuk arıyordu.
Ben en arka sıra koltukların bir ön sırasındaydım. Arka koltuk beş kişilikti. Üç kişi oturmuş, iki kişilik yer boştu.
Beşli sırasının orta yerinde benden biraz daha yaşlı bir beyefendi oturuyordu. Yan tarafa kayıp, en sondaki, yani cam kenarındaki koltuğa otursa, ortada kalan iki boş koltuğa başkaları da rahatça oturabilecekti. Ancak “biraz sonra ineceğim” diyerek, yan tarafa kaymadı.
Kilolu kadının bir sıkıntısı olduğu belliydi. Arka tarafa geçmek istemedi. Gençten biri, ortada oturan adama “biraz kayar mısınız?” dedi.
Adam, “az ileride ineceğim, sen geç” dedi. Genç adam öfkelendi ama bir tepki vermedi, adama sürtünerek en arkadaki cam kenarına geçip, oturdu.
Bir koltuk boş duruyordu ama adam inatla oraya kaymıyordu.
Canım sıkıldı. Yerimden kalktım, arka boş koltuğa geçip, yerimi kadına verdim.
Kadın oturduktan sonra geriye dönüp, “teşekkür ederim. Ayaklarım ağrıdığı için arkaya geçemedim” dedi. “Önemli değil. Siz kusura bakmayın” diye karşılık verdim. Kadın bir kez daha teşekkür etti.
Yanımda, benim yaşlarımda, zayıf sarışın biri oturuyordu. Orta koltuktan kalkmayan adama o da öfkelenmişti. “Bazı insanlarda saygı denen bir şey kalmamış. Bir koltuk kayıp da, kadına yer vermedi. Ama kendisi ayakta olsa da, gençten birini oturuyor görse, söylemediğini bırakmazdı. Bencillik diz boyu” dedi.
Yerinden kalkmayan adam söylenenleri duydu ama umursamadı.
“Az sonra ineceğim” demişti ama iki durak geçtiğimiz halde hala inmiyordu.
Yan yana oturuyorduk. Benim önümde koltuk vardı ama onun önü boştu. Hem de şoför mahalline kadar.
Hafifçe koluna dokunup, “beyefendi öyle bir yere oturmuşsunuz ki, şoför aniden frene bassa, şu önünüzdeki iki basamağı ve ara boşluğu uçarak geçer, ta ön camdan çıkarsınız. Herhangi bir yere tutunamazsınız bile” dedim.
Gerçekten de öyle bir pozisyondaydı.
“Ben hiç önüm boş bir yere oturmam. Bu yaşlarda daha fazla tedbirli olmak gerek” dedim. Hiç üzerine alınmadı. “Zaten biraz sonra ineceğim” dedi, bir kez daha.
Yanımdaki kişi biraz daha söylendi. İnsanların umursamazlığından girdi, vurdumduymazlığından çıktı.
“Tabii bu yaştaki bir insan böyle davranırsa, gençlere söyleyecek bir sözümüz olmaz. Kadıncağızın ayakları ağrıyormuş. Kalkıp, yerini vermiyorsun, bari yana kay da rahat otursun. Yok, onu da yapmıyor” dedi.
Başını hafif çevirip, konuşmalarımıza kulak misafiri olan öndeki kadın, bana bir kez daha teşekkür etti. “Rica ederim. Olur böyle şeyler. Siz kusura bakmayım” dedim.
İki durak daha geçtik. Orta koltuktan yana kaymayan inatçı beyefendi ile cam kenarını tercih etmeyip, çarpraz oturan dayı dahil, hep birlikte aynı durakta otobüsten indik.
Yanımda yürüyen sarışın adama, “az sonra ineceğim diyerek arıza çıkaranlara bak. Neredeyse bizden sonra ineceklerdi” dedim. Adam elinin biriyle havada bir iki daire çizip, başını sağa sola kıvırdı. Allah bilir içinden ne söyledi. İyi günler” dedim. Yollarımız ayrıldı.
Olay bu kadar!

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.