DOLAR 16,3061
EURO 17,4948
ALTIN 969,77
BIST 2.448,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 25°C
Açık
Tekirdağ
25°C
Açık
Cum 24°C
Cts 25°C
Paz 26°C
Pts 25°C

ÇOCUKLAR İÇİN NAMIK KEMAL -2-

14.05.2022
A+
A-

Bir gün hocam beni yanına çağırarak: ‘’Kemâl!’’ dedi, ‘’Padişahımız gelecek hafta okulumuza ziyarete gelecekler. O vakit senden bir şiir okumanı istiyorum.’’ Hocam o uzun mu uzun şiiri (72 beyit) okudu ve bana: ‘’İşte bu şiiri okuyacaksın.’’ dedi.
-Ama hocam ben sıkılırım.
-Hayır, hayır; sıkılma, sana güveniyorum.
-Tamam, o hâlde okuyorum.
Ve hocamdan sadece bir sefer dinlediğim o şiiri bir solukta okuyuverdim. Hocam şaşırdı kaldı.
Evet arkadaşlar… 7 yaşından itibaren artık her şeyimle dedem Abdüllâtif Paşa ve anneannem Mahdume Hanım ilgilenmeye başladılar.
Bir gün dedemin tâyini çok uzaklara, Anadolu’nun bir köşesine, Kars’a çıktı.
Dedem Kars’ta bana özel hocalar tuttu. Dînî bilgilerimi, Arapçayı, Farsçayı burada öğrenmeye başladım. Ama en önemlisi ata binmeyi, ok atmayı yine Kars’ta öğrendim. Kars günlerini unutmam mümkün mü?
Sevgili çocuklar,
Osmanlı Devleti büyük bir devletti. Bir gün (1854) dedemin tâyini Sofya Valiliğine çıktı. Artık büyümüştüm. Sofya’da şairlerin toplantılarına katılıyor ve ilk şiirlerimi Sofya’da bu toplantılarda yazmaya, okumaya başladım.
İşte Şair Binbaşı Eşref Bey, ‘’ Mehmet Kemâl’’ olan adıma ‘’Namık’’ adını burada ekledi. Daha doğrusu bu ‘’Namık’’ ismini bir mahlas olarak vermişti; mahlas, şairlerin takma adıdır. Bundan böyle beni ‘’Namık Kemâl’’ olarak çağırmaya başladılar.
Sevgili çocuklar,
Artık Sofya’da 17 yaşına gelmiştim. Dedem ve anneannem beni baş göz etmek istediler. Anneannem, Niş kadısının güzel kızı Nesime’yi beğenmiş. Nesime 14 yaşında… Nihâyet bizi evlendirdiler.
Bu evlilikten üç evlâdım dünyaya geldi. Hele ilk evlâdım, kızım, bir taneciğim Feride dünyaya geldiğinde nasıl mutlu oldum bilemezsiniz. Feride’den sonra kızım Ulviye ile oğlum Ali Ekrem doğdular.
Sevgili çocuklar,
Artık yeni bir hayata başlamıştım. 18 yaşında İstanbul’a döndüm. Tercüme Odasında işe başladım.
Tercüme Odasındaki yen işimde ufkum daha da genişledi. Yeni dünyaları tanır oldum. Artık Batılı yazarları, basını takip eder hale geldim. Fransızcayı öğrenmeye başladım.
Bir gün muharrir (yazar) Şinâsi Bey’le tanıştım. 23 yaşındaydım. Şinâsi’nin Tasvir-i Efkâr gazetesinde ilk makalemi yazdım ve gazetecilik hayatım da böylece başlamış oldu. 1865’te Şinâsi gazeteyi bana bıraktı. Bir müddet gazeteyi ben idare ettim.
1865’te hükümete muhalif olan Genç Osmanlılar Cemiyetine girdim. Bunun sonucunda 1867’de ülkemi terk edip Fransa’ya, Paris’e gittim. Tam üç yıl bir grup arkadaşımla Fransa ile İngiltere’de yaşadım.
Paris’te özellikle tiyatro ile tanıştım. Tiyatro, halkı bir taraftan eğlendirirken, bir taraftan da eğitiyordu da… İngiltere’de 1868 yılında, arkadaşım Ziyâ Paşa ile Hürriyet gazetesini çıkardık. Gazetenin 64. sayıya kadar yönetimi bendeydi. Daha sonra arkadaşlarımla anlaşamayıp gazeteden ayrıldım.
1870 yılında yazı yazmamak şartıyla affedildim ve İstanbul’a döndüm. Hükümet bana yeni bir görev verdi. Osmanlı Tiyatrosu’nun edebî heyetinde yer alacaktım.
1872’de İbret gazetesinin başına geçip yazılar yazmaya başladım. Bir yazımdan dolayı Gelibolu’ya sürgün edildim (Temmuz 1872). Hemen akabinde (20 gün sonra) hükümet beni Gelibolu Mutasarrıflığına tayin etti. (Devam edecek)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.