DOLAR 17,9659
EURO 18,2375
ALTIN 1.020,77
BIST 2.950,23
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 31°C
Açık
Tekirdağ
31°C
Açık
Per 30°C
Cum 29°C
Cts 29°C
Paz 30°C

DANIŞMAN DEDİĞİN İŞİNİN EHLİ OLMALI

05.08.2022
A+
A-

Danışmanlık yapmak gerçekten de işinin ehli olmak, sorulan sorulara doğru cevap verip, danışmanlığı yapılan kişi ve kurumu doğru yönlendirebilmek adına büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde kişi göz yapayım diye kaş çıkartır, yaptığı işi eline yüzüne bulaştırır.
Bu nedenle büyük işletmeler genellikle profesyonel danışmanlık bürolarıyla çalışır, uzman kişilerden akıl alır, yapılacak işlerle, yatırımlarla ilgili yönlerini bu şekilde tayin ederler.
İş hayatında hızlı bir ivmeyle yükselen kuruluşların yönetim kadrolarına bakıldığında da, “her şeyi ben bilirim” diyen yöneticilerden ziyade, sorup, danışan, en doğru fikri ve düşünceyi, en doğru yerden alıp, kararını ona göre veren kişilerden oluştuğu görülür.
Bir gazeteci olarak, kurum ve kuruluşların basın ve halkla ilişkiler departmanlarında “danışman” sıfatıyla çalışan ya da kendine danışman yakıştırması yapan kişilerin, eğitimli, bilgili, tecrübeli ve gazetecilerle olan diyaloğuna çok dikkat ederim.
Resmi ya da özel birçok kuruluş, basın danışmanlarını genellikle meslekte belli bir bilgi birikimi ve tecrübeye sahip olan kişiler arasından seçer. Zaten böyle de olması gerekir. Çünkü basın danışmanının, bir gazeteciyi anlaması, görev yaptığı kuruluşla, basın arasında sağlam bir köprü olabilmesi için öncelikle bir süre o işin tozunu yutması, bir fotoğrafın nasıl çekilip, haberin nasıl yazıldığını bilmesi gerekir. Yani sadece iletişim fakültelerinde ya da başka okullarda okutulan kitaplardaki teorik bilgi bu konuda yeterli değildir.
Ve her şeyden önce de basın danışmanının kendini, görev yaptığı kurum ya da kuruluşun veya kişinin avukatı, her anlamda savunucusu olarak görmemesi gerekir.
Elbette ki bir insan, çalıştığı kurum veya kuruluşun menfaati için çaba harcar. Zaten bunun aksi de düşünülemez. Aksi davranan da orada barınamaz. Ancak danışmanlık başka bir şey, savunuculuk başka bir şey. Bunun çok iyi ayırdında olmak gerekir.
Çünkü günümüzde basın danışmanı olduğunu sanan bazı kişiler, danışmanlıktan ziyade, savunuculuk görevini üstlenmeyi tercih ediyor. Bunu yapmalarının temel nedeni de çalıştıkları kurum ya da kuruluşun menfaatini korumak, eleştirilere karşı koymak, kısacası baştaki yöneticiye kalkan olmaktır.
Tabii bunu yaparlarken, gerçekten yapmaları gereken işi göz ardı ettiklerinin farkında olamıyor ya da masanın karşı tarafında durdukları için, olaya hep o taraftan bakmaları gerektiği inancına kapılıyorlar. Zaten yanlış da burada ortaya çıkıyor.
Çünkü başta da söylediğim gibi, danışmanın görevi; bir iş yapılmadan önce doğru yapılması için, işi bilen kişi olarak kendine sorulan soruya doğru cevap verip, doğru yönü göstermektir. Yoksa yapılan işi yanlış bile olsa, doğru göstermek için savunmak değildir. Onu savunması gereken danışman değil, yapan veya yapılmasına karar verendir.
İşte zurnanın zırt dediği tam da bu yerde, kendilerine görev icat eden bazı basın danışmanları, zaman zaman asli görevlerinden birkaç adım daha öne çıkıp, gönül bağı kurduğu işyeri ya da yöneticisini savunma, ona kalkan olma gibi bir gaflete düşüyorlar.
Tabii bunu yaparken de aslında kendilerinin bir gazeteci -öyle varsayıyorum- olduklarını unutuyor, mesleğin etik ve teknik kurallarını bir kenara koyuyor, kraldan çok kralcı oluveriyorlar. Bu durum da ister istemez basınla bağların kopmasına, hem danışmanın hem de temsil ettiği kişi, kurum ya da kuruluşun hedef tahtasına koyulmasına neden oluyor.
Gazeteci eğer, basın danışmanlığı yapıyorsa, kraldan fazla kralcı olmamalı. Gazeteciliğin sağından solundan geçmeden, öyle bir göreve getirilen danışmana da zaten kimse bir şey danışmaz. O sadece boş bir koltuğu doldurur, yapacağı işi de danışmanlık yaptığı kişiye danışır.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.