DOLAR 18,8053
EURO 20,4336
ALTIN 1.164,91
BIST 5.191,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 6°C
Çok Bulutlu
Tekirdağ
6°C
Çok Bulutlu
Paz 6°C
Pts 8°C
Sal 8°C
Çar 11°C

DURDUK YERE CAN SIKMAYIN

13.01.2023
A+
A-

Bazı insanlar bazen öyle ortamlarda öyle konuşmalar yapar, öyle gereksiz sözler sarf ederler ki insanı canını durduk yere sıkar, moralini bozarlar.
Laf olsun torba dolsun diye yapılan bu konuşmaların nereye gittiğini, karşıdakiler tarafından nasıl anlaşılacağını, ne gibi anlamlar yüklenebileceğini, düşünmeden söylenen sözlerin nelere yol açabileceğini ya da insanları nasıl kıracağını bir örnekleme ile anlatmak istiyorum.
Diyelim ki; yeni tanıştığınız bir aile evinize misafir gelmiş, küçük çocuğunuz da “hoş geldiniz” deyip, ellerini öpüyor. Ya da ergenlik çağındaki oğlunuz veya kızınız aynı şeyi yapıp, odasına doğru yürürken, misafir kadın, çocuğunuzun da duyacağı bir sesle,
“Aman maşallah! Çocuğunuz kocaman olmuş. Allah bağışlasın. Amaaa…!”
‘Amaaa!’ da ne şimdi? diye düşünmeye başlayacağınız anda sözün arkası geliyor; “hiç de size benzemiyor. Ne anneden, ne de babadan almış. İnsan biraz anne, babaya benzer değil mi?”
Allah, Allah lafa bak hizaya gel!
Gülümsüyorsunuz… Ardından kadının ağzındaki sözü kocası alıyor;
“Haklısın valla. Anne kısa, baba kısa, çocuğa bak, selvi gibi maşallah. Hem de çok yakışıklı – çocuk kız ise tabii ki güzel deniyor-
Sizin sesiniz çıkmıyor, susuyorsunuz ve sadece gülümsüyorsunuz. Ne de olsa misafiriniz, çocuğunuzu övüyor.
Adam konuşmaya devam ediyor;
“Çok da terbiyeli. Baksanıza gelip ellerimizi öptü, ‘hoş geldiniz’ dedi, nerde şimdi bunun gibi çocuk. Çoğu yabani yetişiyor. Bilgisayar başından kalkıp, bir hoş geldin demez mi insan eve gelenlere. Vallahi bizimkiler demiyor. Nasıl çocuk bunlar, anlayamıyorum.”
Sizin sesiniz yine çıkmıyor. Sadece gülümseyip, çayınızı yudumluyorsunuz. Eşiniz bir şeyler getirmek için mutfağa geçiyor.
Sözü yeniden adamın eşi alıyor;
“Yok anam yok, sizin çocuklarınız bir başka. Okuldaki derslerinin de çok iyi olduğunu duydum. Kime çekmiş ayol bunlar? Çok zekiler maşallah…”
“Kime çekecek, tabiî ki bana” diyemiyorsunuz, eşinize ayıp olacak. “Eşime çekmiş” deseniz, kendinizi aklı kıt biri yerine koyacaksınız, olmayacak.
Araya başkalarını sıkıştırmak zorunda kalıyor, dedeye, amcaya, dayıya ya da halaya veya teyzeye benzediklerini söylemeye çalışıyorsunuz.
Kadın devam ediyor; “inşallah hep böyle gider. Sonları da iyi olsun.”
Siz de onlarla birlikte “inşallah” deyip, onaylıyorsunuz, konuyu değiştirmek ister bir tavırla ama devamını getiriyor, sevgili misafirleriniz:
“Allah, çocuklarımıza sağlık afiyet versin. Onların yokluğunu bizlere göstermesin. Ama bu zamanda da çok dikkat etmek lazım canım. Dünyada her şey oluyor. Baksanıza bugün gazetede okudum. Adam canı gibi sevdiği oğlunun kendinden olmadığını yirmi yıl sonra öğrenmiş. Meğer çocuk hastanede yanlışlıkla başka çocukla değiştirilmiş. Ne kadar acı bir olay değil mi? Adam yirmi yıl sonra oğlunun başkasının çocuğu olduğunu öğrenmiş.”
Araya kadının kocası giriyor; “o da bir şey mi? Bizim şirkette çalışan adamın biri, bir nedenden dolayı tahlil yaptırıyor ve tesadüfen kısır olduğunu öğreniyor. Ve bu adamın iki kızı, bir oğlu var. Anlayın artık. Ne günlere kaldık. Zaman çok kötü, çok.”
Eşiniz mutfaktan dönüyor, siz ister istemez ona dikkatle bakıyorsunuz. Kafanızda acayip sorular. Konunun ilk açıldığı cümle, beyninizi tırmalıyor; “bu çocuk size hiç benzemiyor.”
Gel de şimdi bu sohbetten zevk al. Misafirler geleli daha birkaç dakika olmuş, konu nereden nereye atlamış.
Sonra konu değişiyor ama sizin surat aynı, kafadaki sorular cümbüş yapıyor; “ne demek istedi şimdi bunlar?”
Aslında onlar hiçbir şey demek istemedi. Sadece boşboğazlık yaptılar.
Böyle bir sohbeti, bu şekilde başlatıp, daldan dala atlayarak, moralinizi bozacak zincirler ekleyen öyle cahil insanlar var ki dünyada. Onların yaptığına sadece zevzeklik deniyor.
Siz, siz olun böyle bir sohbeti hiçbir yerde hiçbir zaman açmayın. Kimsenin çocuğunu birilerine benzetmeye ya da benzetmemeye kalkışmayın.
Durduk yere can sıkmayın.

“… Kendi durumunuzu yeterince bilmeseniz bile, insani meseleler, daha iyi insanlara kara çalmak için boşboğazlık edecek boş vakti bulabileceğiniz bir konuma henüz gelmemiştir.”
Seneca / Yaşam üzerine

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.