DOLAR 18,8214
EURO 20,5254
ALTIN 1.160,53
BIST 4.741,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 10°C
Hafif Yağmurlu
Tekirdağ
10°C
Hafif Yağmurlu
Cts 3°C
Paz 0°C
Pts 2°C
Sal 5°C

HAYAT TECRÜBESİ ÇOK PAHALIDIR!

27.12.2022
A+
A-

Hüseyin, askerlik çağı gelmiş, iyi niyetli, içinde kötülük olmayan bir gençti. Babasıyla birlikte kendilerine ait oto tamirhanesinde çalışıyordu. O gün babası bir ödeme yapmak için kendisine yüz dolar verip, “git şunu Türk lirasına çevir gel” dedi. Hüseyin bisikletine bindi, yakınlardaki bir döviz bürosuna gitti.
Döviz bürosunun önündeki kaldırıma bisikletini dayadı, içeriye girdi. Görevliye doları verdi, karşılığı olan Türk parasını aldı, gömleğinin cebine koydu, dışarıya çıktı. Kaldırıma dayadığı bisikletine doğru iki adım attı, bu sırada omzuna bir el dokundu. Dönüp baktı, tanımadığı biriydi. “Merhaba koçum. Nasılsın bakalım” dedi, elin sahibi.
“Sağol ağabey, iyiyim”, dedi. Aslında, gözü adamı bir yerden ısırıyordu ama nereden tanıdığını bir türlü çıkaramıyordu. Orta yaşı geçmiş, saçları ağarmış, zayıf çelimsiz biriydi adam. Hüseyin’in konuşmasına fırsat vermeden, “baban nasıl, iyi mi?”, diye sordu.
“İyi”, diye cevap verdi, Hüseyin, bisikletine doğru bir adım daha attı. Adam elini omzundan çekmemişti. Tutar gibi yaptı.
“Çoktan beri babanla görüşmüyoruz. Selamımı söyle. Yanına en kısa zamanda uğrayacağım. Sen, beni tanımadın galiba”, dedi.
Adam ‘tanımadın’ deyince, Hüseyin, tanıyormuş gibi yaptığından utandı. Ama yine tanımadığını fark ettirmek istemedi. “Yok canım, tanıdım da, birden karşılaşınca şaşırdım. Selamınızı babama söyleyeceğim”, diye karşılık verdi.
Adam, gider gibi yapıp, sanki bir şey söylemeyi unutmuş gibi yaparak geri döndü, elini yine Hüseyin’in omzuna koyup, “Hayrola dövizcide ne işin vardı? Bir şey lazımsa çekinme, söyle ben, yabancı değilim”, dedi.
“Dolar bozdurdum da”, dedi, Hüseyin.
“Hayırlısı olsun”, dedi adam. Sonra ekledi; “dolar da amma fırladı ha. Allah, dolarla borçlanana yardım etsin. İnsanın ocağını söndürür vallahi.”
“Evet, öyle”, diye karşılık verdi Hüseyin.
Adam, Hüseyin’in omzundan tuttuğu elini aşağılara kaydırıp, sırtını sıvazladı, sonra boynuna doladı. Hüseyin, adamın davranışından rahatsız olmuştu ancak babasının arkadaşı olduğu için tepki vermedi.
Adam ses tonunu yumuşatıp, Hüseyin’den bir ricada bulundu ve; “koçum be, senden bir isteğim var. Yaparsan beni çok memnun edersin” dedi.
Hüseyin, ”yapabileceğim bir şeyse neden yapmayayım. Ama fazla zamanım yok. Babam çabuk gelmemi istedi. Sonra kızar bana”, dedi.
“Yok yok”, dedi, adam. “Fazla zamanını almaz.”
“Buyurun söyleyin, neyse halledelim. Ama uzun bir iş olmasın.”
“İki sokak ileride bir bilgisayar tamircisi var. Benim laptop orada, alıp getirirsen, çok sevinirim. Küçük bir sorunu vardı. Ben tamir parasını vermiştim.”
Hüseyin kısa bir tereddüt geçirdikten sonra, “tamam, getireyim. Babam bekliyor ama, fazla zamanımı almaz”, diyerek bisiklete binmek istedi.
Adam, “sağol koçum”, diyerek, Hüseyin’i kendine doğru çekti, sarıldı. “Ben yabancı gibi görme. Zaten babana da biraz borcum vardı. Hele bir git gel, onu da göndereyim”, dedi.
“Yok canım”, dedi, Hüseyin. Adamın samimi davranışından dolayı mahcubiyet hissetmişti. “Paranın ne önemini var. Ben birkaç dakikada alır gelirim. Siz, beni burada bekleyin.”
“Peki, o zaman, ben bekliyorum. Zaten iki sokak ötede.”
Hüseyin bisikletine bindi. Adamın sol eli hala Hüseyin’in boynundaydı. Sağ eliyle de gideceği yolu işaret ediyordu. Adamın, “hadi koçum, çabuk gel”, demesiyle pedala bastı.
Rüzgar gibi gidiyordu. Hem pedala basıyor, hem de kendi kendine adama ayıp ettiğini düşünüyordu. İçinden, ‘Adam, hem babamın arkadaşı hem de dürüst biri. Beni görür görmez borcu geldi aklına. Verirse, babama götürürüm. Zaten taksit için para gerekiyordu. İyi tesadüf oldu’, diye geçirdi.
Sonunda adamın tarif ettiği sokağa girdi. Çevresine bakındı, ancak söylediği gibi bir bilgisayar tamircisi yoktu. Bir berbere sordu. Berber civarda bir yerde bilgisayar tamircisi olmadığını söyledi.
Biraz daha etrafa bakındıktan sonra geri dönmeye karar verdi. Döviz bürosunun önüne geldiğinde, bisikletten inmeden adama baktı, yoktu. Bu kez bisikleti kaldırama dayayıp, döviz bürosuna girdi. Belki içeride oturup, bekliyor diye düşündü. Adam, döviz bürosunda da yoktu. Canı sıkıldı. Çok geç kalmıştı. ‘Nereden çıktı bu adam karşıma diyerek’ kendi kendine söylendi.
Birkaç dakika daha bisikletin yanında bekledi. Gelen giden yoktu. Gitmeye karar verdi. Bisiklete bindi. Tam pedala basacakken, aklına, bozdurduğu dolar geldi, elini gömleğinin cebine soktu, paralar duruyor mu diye baktı. Birden yüzünün rengi soldu. Para yoktu. Bisikletten indi. Pantolon cebine koymuş olabileceğini düşünüp, oraya baktı. Yoktu. Ceplerini tek tek kontrol etti. Hem de her birini birkaç kez yokladı. Hatta çorabının içine bile baktı. Nafile! para uçup gitmişti sanki. Yeniden dövizciye girdi. Ağlayacak gibiydi.
Adamı sordu, kimse tanımıyordu. Birinden bir yardım bekliyordu ama yardım edecek kimse yoktu. Başını önüne eğdi, birkaç dakika düşündü. Düşürmüş olamazdı. Adamın davranışlarını aklına getirdi. Elini omzuna atışını, sonra kolunu boynuna dolayışını hatırladı. Gideceği yeri tarif ediş şeklini beyninde canlandırdı. Ve şimşek çaktı. Derin bir nefes aldı. İçini pişmanlık sardı. ‘Vay senin…’ diyerek adama ağız dolusu küfür savurdu. ‘Gitti bizim paralar’ dedi, kendi kendine.
Babası kendini bekliyordu. Taksit yatıracaklardı. Ama paralar gitmişti.
Adam açık açık çapmıştı Hüseyin’i. Bilgisayarcıyı tarif etme bahanesiyle dikkatini dağıtıp, el çabukluğuyla cebindeki parayı almıştı.
Hüseyin’in yüreği öfke ve pişmanlık duygusuyla doluydu. İlk şoku atlattıktan sonra aklına polise gitmek geldi. Ama o zaman iş uzayacaktı. En iyisi gidip babasına bilgi vermekti. Ağır ağır dükkana doğru ilerledi. Dokunsalar ağlayacak gibiydi. Dükkana geldiğinde, babası merakla kendini bekliyordu.
“Ne oldu aslanım? Gideli bir saat oldu, gözüm yolda kaldı. Başına bir şey mi geldi?” diye merak ettim”, dedi.
Hüseyin, başına geleni tek tek anlattı. Sonra, bisiklete doğru yürüdü. “Ben, o adamı bulmaya gidiyorum”, dedi.
Babası kolundan tutup;, “gel buraya!” dedi, öfkeyle. “Hiçbir yere gitmiyorsun. Bütün şehri arasan bulamazsın. Ama bu sana ders olsun. Bir daha tanımadığın kimsenin yalancı samimiyetine aldanma.”
Yaşadığı olay, Hüseyin’e gerçekten ders oldu. Ama daha bir fırın ekmek yemesi gerekiyordu. Çünkü hayat tecrübesi ucuza elde edilebilecek bir şey değildi.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.