DOLAR 18,4734
EURO 17,7204
ALTIN 964,36
BIST 3.265,64
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 28°C
Açık
Tekirdağ
28°C
Açık
Per 28°C
Cum 28°C
Cts 25°C
Paz 23°C

OLGUNLAŞMAK YA DA HAM OLARAK KALMAK

15.08.2022
A+
A-

Bazı insanlara hatalarını telafi etmeleri için zaman verdikçe, kendilerini daha da haklı görmeye başlıyor. Sabrettikçe, sabır denen üstün meziyeti daha da zorluyorlar.
Çünkü bunlar her zaman her yerde, yaptıkları yanlış davranışlar nedeniyle tenkit edilmiş, azarlanmış, her hatasının bedelini ceza çekerek ödemiş, hoşgörüden uzak yetiştirilmişlerdir.
Onlara hatalarını düzeltmesi için zaman verilmemiş, adımını yanlış yöne attığında uyarılmamış ve doğru yol gösterilmemiştir. Hep eleştirilmiş, hep eziyet edilmiş, hep örselenmişlerdir. Kişilikleri gibi ruhları da katılaşmıştır. Hayata karşı hınç doludurlar.
Bunlar yaşamlarının ileriki dönemlerinde; o güne kadar gördükleri muamelelerin tersi bir davranışla karşılaşınca, yani iyi ve pozitif bir yaklaşım gördüklerinde de bocalayıp, ne yapacaklarını şaşırırlar. Etraflarına şüpheyle bakar, kendisiyle alay edilip, dalga geçildiğini sanırlar.
Bu yüzden de hücrelerine kadar işlemiş, kişiliklerine şekil vermiş, alıştıkları davranışlarından vazgeçemezler. Ne hatalarının farkında olur, ne de hoşgörünün manasını bilirler.
Ve maalesef ki; eğitimli, olgun ve naif kişiler de birçok yerde, ham meyve gibi sert ve ekşi tat veren bu insanlarla birlikte yaşamak zorunda kalır ve üzülürler.
***
EN İYİ HEYKELTIRAŞ YAŞAMIN KENDİSİDİR
Yaşam koşulları insanı öyle bir yontar, öyle bir kalıba sokar ki; dünyanın en iyi heykeltıraşlarından daha başarılı bir eser ortaya çıkarır. Tabii ki yontulanın hammaddesi buna uygunsa. Aksi takdirde ilk darbede kırılıp, parçalanır gider.
İnsanoğlu doğumundan son nefesini verene kadar hayat denen nehirde yuvarlanan bir kaya parçası gididir.
O kaya parçası, önüne kattığını götüren nehir içinde yuvarlanıp giderken, tüm çıkıntıları, fazlalıkları kırılır dökülür de, denize ulaştığında kaygan bir çakıl taşına döner. Ne kayalığı kalır, ne ağırlığı.
Bunları düşündüm; sahilde denizin dalgalarını izlerken. Geliyor gidiyor, gidiyor geliyordu. Yorulmadan, bıkmadan, usanmadan.
Sonra dalgaların bir getirip, bir götürdüğü çakıl taşlarına baktım. Hiçbiri gitmem de demiyor, gelmem de. Dalga sahile vuruyor, taşlar birbirine sürtünüyor. Hep birlikte aşınıyorlar.
Her darbede daha da küçülen çakıl taşlarını hayatla kıyasladım. Nereden nereye dedim kendi kendime.
Alsın seni bir nehir, getirsin hiç bilmediğin yerlere, bilmediğin, görmediğin yollardan geçerek.
Sonra sahilde, senden önce çakıla dönen kaya parçalarının arasına karış, kimin kim olduğu belli olmasın. Herkes çakıl. Hepsi birbirinin aynı. Hepsi yontulmuş.
“Gidişat nereye böyle?” diye sorsam, çakıl taşının birine, anlamaz ki. Nasıl tahmin etsin, daha başına ne gelecek. Bilmez ki dağdaki kayadandır, denizdeki kumun özü. Bilmez ki yolun sonu orasıdır. Gidişat orayadır. Nereden bilsin ki, ne giden gelmiş geri, ne de nehir tersine akmış bu devranda.
Bunları düşündüm dalga sesleri arasında. Sonra sordum kendime, “sen de yontuldun mu biraz?” diye.
Cevabım yine kendimeydi; “hala yuvarlanıp gidiyoruz. Denize ulaşmak kısmet olur mu bilmem. Fakat çakıl da olsan, kuma da dönsen, kaya parçası olarak da kalsan her şeyin bir yeri vardır bu dünyada. Önemli olan bulunduğun yerde bir işe yaramak. Göze hoş görünmek.”

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.