DOLAR 18,5496
EURO 17,9813
ALTIN 981,02
BIST 3.198,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 27°C
Açık
Tekirdağ
27°C
Açık
Cum 28°C
Cts 26°C
Paz 24°C
Pts 22°C

SEPETİ DOLDURMAK LAZIM BEL BÜKÜLMEDEN

19.08.2022
A+
A-

İnsanlar ileri yaşlarda, vefalı arkadaş, iyi dost ve akrabaya daha fazla ihtiyaç duyuyor. Ancak bu gereksinimin maddiyattan ziyade manevi bakımdan olduğu dikkat çekiyor. Fakat ne yazık ki ve de maalesef ki bu durum günümüzde tam tersi bir hale gelmiş durumda.
Özellikle de akrabalar birbirinden fellik fellik kaçıyor. Bırakın dayıyı, amcayı, halayı teyzeyi, kardeş kardeşin yüzünü görmek istemiyor. Kuzenler birbirini tanımıyor. Torunların varlığından bile haberi yok çoğu kimsenin.
Neden mi?
Çünkü o yaşa gelene kadar öyle çok şey yaşanıyor, öyle çok şey birikiyor ki! Vefasızlıklar, kadir kıymet bilmezlikler, umursamazlıklar, vurdumduymazlık ve önemsemezliklerle doluyor geçen yıllar.
İyiliğin ve kötülüğün hesabını vermeye gitmeden önce, kalpler kırık, gönüller buruk oluyor. Gözler bir hoş bakıyor artık eşe, dosta, akrabaya. Baba oğula, bacı kardeşe, yeğenler amca ile dayıya düşman. Yabancılar ise hepten uzaklaşmış, menfaatin bittiği andan beri.
İnsanoğlu yolun başında düşünemiyor, “bu yol beni nereye götürür?” diye.
“Yürüdüğüm yol doğru mu, yanlış mı, karşıma neler, kimler çıkacak, kim elimden tutacak, kim ayağıma çelme takacak, kim sırtımdan vuracak” diye hesaplayamıyor. Bunu yapabilse, belki önlemini alır.
Ama hayatın akışına öylesine kendini kaptıranlar var ki, sanırsınız bin yıl yaşayacak. Sanırsınız düşmez, yıkılmaz, bitmez, tükenmez bir kendisi var dünyada.
Hep koşan, hep yukarıya bakan, hep ben diyenler..
İnsanın da miadı doluyor zamanı gelince, tıpkı bir araba gibi, eşya gibi. Tekeri eskiyor, motoru bozuluyor, dişliler aşınıp, kaportası dökülüyor parça parça.
İlgi bekliyor, şefkat bekliyor, bir tatlı söz, bir güler yüz bekliyor, dost, akraba, arkadaştan. Kimi buluyor bunları; zamanında kapısının önündeki bostana bir şeyler ekip, suladıysa.
Kimileri de selamını alacak bir arkadaşı bırak, selam verecek bir yabancı bile göremiyor etrafında. Yalnızlık içini kemiriyor.
Ne para, ne altın ne de mal mülk satın alabilir, bir dostun yürekten gelen hatır soruşunu. Hiçbir şeye değişilmez ama kıymet bilenler anlar, samimi bir bakışın, gönüldeki karşılığını.
Aslında bir bakıma da karakter meselesi, yaşlılığa güzel anılar götürmek, vefalı dostlar ayırmak, sevdikleriyle birlikte sevenlerin de ilgisini taşımak.
Bilmeyen bilmez, anlamayan anlamaz. Özünde, ruhunda, kişiliğinde vefa duygusu barındırmayan, kıymet bilmeyen, yüreğinde vicdanı kalmayan.
Çorak bir tarla gibi, ot bitmeyen gönüllerin ileriki yıllara götüreceği tek şey sevgisizlik, ilgisizlik, yokluk ve yoksunluktur. Çünkü hasat zamanını düşünmemiş, ekmemiş, sulamamış, bakım yapmamıştır yaşadığı çevreye.
Bu nedenle daha el, ayak tutarken girmek lazım dost meclisine. Yer tutmak lazım, gönül almak lazım. Sepeti doldurmak lazım, iyiliklerle, güzelliklerle, muhabbetle, bel bükülmeden.
Lazım olur ileride…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.