DOLAR 16,2501
EURO 17,1601
ALTIN 953,11
BIST 2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 26°C
Yağmurlu
Tekirdağ
26°C
Yağmurlu
Sal 26°C
Çar 26°C
Per 28°C
Cum 28°C

TEKİRDAĞ EĞİTİM VE TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ -3-

27.05.2022
A+
A-

İSLÂM VE EĞİTİM
Bütün dinler mutlaka insanların aynı zamanda temiz ahlak sahibi olmalarının yanı sıra “cehaletle savaşmayı” ilke edinmişlerdir.
Hz. Muhammed’e Tanrının ilk vahyi “oku”dur. İnanmak ve ibadet etmek için okumanın gerekliliği vurgulanır.
Kuran-ı Kerim’de okumanın, bilmenin, öğrenmenin gerekliliği birçok ayette vurgulanmaktadır. “Kendilerine ilim verilenlerin üstün dereceleri vardır.” (Mücadele Sûresi 11. âyet)
Hz. Muhammed’de “Rabbim, benim ilmimi artır.” Dileğinde bulunmuştur. Yine birçok hadis-i şerifinde: “Bir saat ilme çalışmak, bir gece ibadetten hayırlıdır.” “Ya bilen, ya öğrenen, ya dinleyen veya ilmi seven ol. Bunların dışında beşinci olursan mahvolursun.” “İlim sahipleri yeryüzünün yıldızları gibidir. Karada, denizde onlarla yol bulunur.” “En değerli sadaka, Müslüman’ın ilim öğrenip onu Müslüman kardeşine öğretmesidir.” Sözlerini söyleyerek bilimin, öğrenmenin ve eğitimin önemini vurgular.
Müslümanlık esasta eğitime ve bilime gereken önemi vermiş ve bunun semeresini de uzun yüzyıllar İslâm devletleri görmüş ve yaşamıştır.
Hz. Peygamberin “İlim Çin’de bile olsa gidip öğreniniz.” hadisi ve yine “Her ağacın bir meyvesi olduğu gibi kalbin meyvesi de çocuktur. O, dünyada övüncün ve mutluluğun kaynağı, ahirette de nurdur.” tanımları gerek ilme gerekse de değer verilen çocuğa “Kuran’ı” okuyup yazmayı, gerekli bilimleri ve becerileri öğrenmesi” ailesine düşen bir sorumluluk sayılmıştır.
MEDRESELERİN İLK DÖNEMİ
10. yüzyıl ortalarına doğru Müslüman olan Karahanlı hükümdarı Abdülkerim Satuk Buğra Han ve kendisinden sonra gelen hükümdarlar hâkim oldukları coğrafyalarda (Türkistan, İran) yeni okullar açtılar.
Bu ilk Türk okullarında fıkıh (İslâm hukuku), tıp, astronomi, matematik bilimleri okutuluyordu. Nisâbur hâkimi Emir Nâsır bin Sebüktekin ise ilk İslâm medresesinin kurucusu olarak biliniyor. Medreselerin asıl gelişimi Nizamülmülk’ün öncülüğünde başlamıştır. (1092)
Zengiler, Eyyubiler, Anadolu Selçukluları, Artuklular ve diğer Türk devletleri “medreseler” kurma ve açma konusunda âdeta yarışmışlardır.
Nizamülmülk’ün 1065’te Bağdat’ta ilkini açtığı “NİZAMİYE” medreseleri ızlah Rey, Nişabur, Merv, Belh, Herat, Basra şehirlerinde de açılmıştır. Burslu ve yatılı bu medreseler herkese açık eğitim ve bilim kurumlarıydı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.