DOLAR 18,6361
EURO 19,2446
ALTIN 1.048,13
BIST 4.962,48
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 14°C
Hafif Yağmurlu
Tekirdağ
14°C
Hafif Yağmurlu
Çar 14°C
Per 13°C
Cum 11°C
Cts 12°C

TRAJİKOMİK BİR YAŞAM ÖYKÜSÜ (1)

01.11.2022
A+
A-

O gece içinden eve gidesi gelmedi. Biliyordu ki daha kapıdan adımını atar atmaz eşi yine dırdıra başlayacaktı. “İş buldun mu, para getirdin mi, çocukların halini görmüyor musun? Artık babamın evine gideceğim. Senin kahrını çekemiyorum. Canıma yetti artık” diyerek, kafasını şişirecekti.
Her gün aynı sızlanmaları, şikayetleri dinlemekten bıkmıştı. Bir gün de dırdırı kesip, kendini dinlese, dışarıda ne olup bitiyor anlatacaktı ama ne gezer.
Üçü kız, ikisi erkek beş çocukları vardı. Erkek çocuklarından biri askere yeni gitmişti. Devamlı para isteyip duruyordu. Çocuk sanki askere değil de, tatile para yemeye gitmişti. Ondan, bundan borç alıp, asker parası göndermekten bıkmıştı.
O gün de akşama kadar dolaşmış, iş aramıştı. Yine bulamamıştı.
Mesleği şoförlüktü. Ağır vasıta ehliyeti vardı. Yıllarca şehirlerarası yollarda direksiyon sallamış, tonlarca yük taşımıştı. Ama artık yaşı ilerlemişti. Uzun yola dayanamıyordu. Hele günlerce evden uzakta kalmak daha zordu. Zaten eşiyle arası bu yüzden açılmıştı.
Bazen on beş, yirmi gün eve gelemiyordu. Geldiğinde de bitmiş, tükenmiş oluyordu. Her defasında “bir daha gitmeyeceğim” dese de, birkaç gün sonra ekmek parası için yine yollara düşüyordu. Çünkü yapacak başka bir işi yoktu, gitmek zorundaydı. Ancak son gidişinde yaptığı kaza her şeyin bitişi olmuştu. Hem işini kaybetmiş hem de aylarca hapis yatmıştı.
Yolcu otobüsüne çarpmıştı. Hem de alkollü olarak. Hızla giderken, karşı şeride geçip, otobüsle kafa kafaya gelmişti. Tüm hata kendisindeydi. Sekizde sekiz suçlu bulunmuştu.
Kaza sırasında taşıdığı yükün tamamı kırılıp, döküldüğü gibi, kamyon da hurdaya dönmüştü. Tüm bunların yanı sıra çarptığı otobüste bulunan altı kişi yaşamını kaybetmiş, onlarca kişi de yaralanmıştı.
Bu yüzden aylarca hapis yatmıştı. Kamyonun freni patlasa, aşırı sürat nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybetse yine kendini savunabilirdi. Ama aşırı derecede alkollüydü ve bunun hiçbir şekilde savunulacak yanı yoktu.
Kendine göre tüm suç eşindeydi. Yola çıkacağı gün, yoktan yere kavga çıkarıp, öfkelendirmişti kendisini. Sonuç ortadaydı. O olaydan sonra daha çok içer olmuştu.
Yakınları defalarca uyarmıştı. “Bu kadar fazla içmenin sonu yoktur” diye. Ama dinleyen kim. Daha doğrusu kimse kimsenin halinden anlamıyordu. Zevk için içtiğini sanıyorlardı. Oysa o, eşini her gördüğünde, aklına geçirdiği kaza geliyordu. Ölümüne neden olduğu insanları, aylarca hapiste yatışını hatırlıyordu.
Eski kamyon şoförü Hazım Karakuş’un yaşı elliye merdiven dayamıştı. Ama yılların verdiği yorgunluktan dolayı daha fazla gösteriyordu. Saçı, sakalı ağarmıştı. Bıyıkları kalın olduğu için şoförlük yaptığı yıllarda arkadaşları kendisini ‘Pala’ diye çağırır, o da bundan gururlanırdı.
Adanalıydı. Adanalı olmaktan ayrı bir gurur duyardı. Başka şehirlerde ‘Nerelisin?’ diye sorduklarında “Allah’ına kadar Adanalıyık” derdi. Bunu derken de gülerdi. Kamyonunun arkasına “Adananın yolları taştan, sen çıkardın beni baştan” yazdırmıştı, kocaman harflerle. Yazıyı yazdırdığında kamyonunu yeni almıştı.
Mahalledeki bir kızı seviyordu. Kızın yaşı daha on yediydi. Uzak yoldan gelince kızı, evlerinin penceresinde gördüğünde içinde ılık ılık bir şeylerin aktığını hissederdi. Kız da ona vurgundu. Kamyonun sesini tanır, hemen pencereye çıkardı. Öyle işveli, öyle edalı bakardı ki kız, kendisine, bir daha uzak yollara gitmek gelmezdi içinden. Ama gitmek zorundaydı.
İşte bu kıza duyduğu sevda yüzünden yazdırmıştı bu yazıyı. Yazıyı yazdırdığı ilk gün kamyonu geri geri sokağa sokup, kızın yazıyı okuyabileceği bir şekilde park etmişti. Yazıyı okuyan herkes anlamıştı tabii olayı.
Devamı var

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.