Dolar 32,2247
Euro 34,6652
Altın 2.418,47
BİST 10.676,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 22°C
Az Bulutlu
Tekirdağ
22°C
Az Bulutlu
Pts 21°C
Sal 24°C
Çar 25°C
Per 26°C

90’LARDA GAZETECİLİK (1)

20 Kasım 2023 09:42
A+
A-

Merkezi Ankara’da bulunan Haber Günlüğü adlı gazetenin taşra bürosunda şef olarak görev yapan Osman Fırdöndü telefonda yediği fırçadan sonra başını iki elinin arasına almış düşünüyordu.

Osman Fırdöndü o an aklından şunları geçiyordu:

“Bu adamlara da bir türlü yaranamadım. Sabahın sekizinden akşamın sekizine kadar on iki saat durmadan çalışıyorum. Hafta tatili yok, yaz tatili yok. Ne kıymet bilen var ne de “eline sağlık” diyen. Fırça üstüne fırça. Sanki babalarının uşağıyım. Lan, şu emekliliğim gelirse bir saat kalırsam burada namerdim. Adama bak be! Neredeyse telefonda boğazıma sarılacak. Neymiş bir haber atlamışız. Atlamışsak atlamışız. Ne veriyorlar da ne istiyorlar sanki. Üç kuruş maaşa talim edip duruyoruz. İşin hamallığını çektiğimiz yetmiyormuş gibi üstüne üstlük bir de bağırıp çağırıyorlar. Yok arkadaş yok. Daha fazla dayanamayacağım.”

Bunları düşünürken parmaklarıyla karıştırdığı saçları darmadağın olmuştu. Zaten döküle döküle pek fazla bir şey de kalmamıştı. Şef olduğundan bu yana hem saçları daha süratli bir şekilde dökülmeye başlamış hem de sinirleri laçka olmuştu. Olur olmaz şeylere sinirleniyor, hiç gereksiz yere bağırıp çağırırken bazen kendi kendi kendine gülüyordu.

Fazla kullanılmaktan kolçakları eskiyip yırtılan koltuğundan kalkıp lavaboya doğru yürüdü. Elini yüzünü yıkayıp, stresini atmayı düşünüyordu. Tam odadan çıkarken telefon çaldı.

Masasının üzerinde üç tane telefon vardı. İkisini paralel, birini şehirlerarası aramalarda kullanıyordu. Çalan şehirlerarası telefondu.

Telefonun ahizesini tedirginlikle kaldırdı. Arayan biraz önce kendisini azarlayan haber müdürüydü. Sesi hala sertti.

Osman Fırdöndü, sesine yumuşak bir ton vererek konuştu.

– Alooo…!

– Bir saatten beri telefonu çaldırıyorum. Neden bakmıyorsunuz aslanım?

– Özür dilerim efendim. Lavaboya gidiyordum da kapıdan döndüm.

–  Zaten lavabodan çıkmıyorsun ki. Her aradığımda ya lavabodasın ya da yemekhanede. Ne zaman iş yaparsınız bilmem ki?

– Her zaman çalışıyoruz. Bir kusurumuz varsa özür dilerim efendim.

-Bırak şimdi eveleyip gevelemeyi. Ajans bir haber geçmiş. Maraş’ta adamın biri karısıyla çocuğunu baltayla kesip, intihar etmiş. Nerede bu haber, duymadınız mı?

– Duymadık efendim. Ama hemen araştırayım. Nerede olmuş dediniz?

– Maraş’ta aslanım, Kahramanmaraş’ta. Kulağını aç da biraz etrafında olan biteni duy. Ne demeye oturuyorsunuz orada bilmem. Hemen haberi toparla geç. Fotoğraf da istiyorum.

– Peki efendim, hemen toparlayacağım. Gerekirse olay yerine adam gönderirim.

Telefonu kapattı. Bir süre düşündü. Hep başkalarının pisliğini temizliyorum diye geçirdi içinden.

Aslında her şehirde muhabirleri vardı. Ama bunların büyük çoğunluğu işlerinin ehli değildi. Her biri muhabirlik dışında başka işlerle meşgul oluyor, bu yüzden sık sık haber atlıyorlardı. Aldıkları para da fazla bir şey değildi zaten.

Olayın meydana geldiği Kahramanmaraş muhabirini aramak için elini telefona uzattığında öteki telefonlardan biri çaldı. Eline aldığı telefonu bırakıp, çalanı kulağına götürdü.

– Alooo… !

– Osman abiii…!

– Efendim Hasan…

Arayan ilçe muhabirlerinden biriydi.

– Nasılsın Osman abi? İyisin inşallah..

– İyiyim. Ya sen?

– Ben de iyiyim abi. Abi be bir şey soracağım.

– Buyur. Ama çabuk söyle. Acil işim var. Önemli bir olay olmuş araştırıp, toparlamam gerek.

– Kısa abi kısa. Şu benim kimlik kartımı soracaktım. İki senedir çalışıyorum. Hala göndermediler. Geçen gün emniyet müdürlüğüne almadılar. Gazeteci olduğuma kimse inanmıyor. Önceki hafta da öğrencilerin gösterisinde kimliğim yok diye, polis beni de gözaltına aldı. Sabaha kadar nezarette kaldım. Abi şuna bir çare bul. Yoksa işi bırakmak zorunda kalacağım.

– Tamam tamam, hemen arayıp ne oldu diye soracağım. Merak etme. İşini falan da bırakayım deme. En güvendiğim muhabirlerden biri sensin. Ama son zamanlarda haber göndermez oldun. İşi savsaklama.

– Abi gönderiyorum ama çıktığı falan yok. Ben de gönderdiğim haber çıkana kadar başka göndermiyorum. Haber çıkmazsa burada benimle alay ediyorlar. “Sen nasıl gazetecisin?” diyorlar.

– Tamam tamam kimliğini göndereceğim. Sen de iyi haberler yapmaya bak. Öyle eften püften haber gönderirsen çıkmaz tabii. Biraz emek ver.

– Tamam abi. Teşekkür ederim…

 


Trakya Demokrat Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.