Dolar 32,7682
Euro 35,0901
Altın 2.459,44
BİST 10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 27°C
Açık
Tekirdağ
27°C
Açık
Paz 29°C
Pts 30°C
Sal 30°C
Çar 30°C

90’LARDA GAZETECİLİK (5)

24 Kasım 2023 10:08
A+
A-

Muhabir yirmi yirmi beş yaşlarındaydı. Şef, onun bu umursamazlığı karşısında sinirlenmişti.

– Lan oğlum sen ne malı indirmesinden bahsediyorsun. Hemen bırak işini olay yerine koş. Fotoğraf falan çek. Ölenlerin kimliklerini öğren, fotoğraflarını bul. Bir de bu yüzden fırça yemeyelim.

– Tamam abi biraz sonra giderim.

– Bak hala “biraz sonra” diyorsun. Hemen git hemen.

– Hemen nasıl gideyim abi. Dükkan açık. Bırakacak kimse yok. Malları içeriye koyup, kapatıp gideceğim.

– Tamam, acele et.

Telefonu kapattı. Ancak kapatmasıyla yeniden muhabiri araması bir oldu.

– Aloooo, hani haber yazdıracaktın?

– Yazdırayım yazdırmasına da bildiklerim bu kadar.

– Yani isim falan yok mu?

– Yok. Yeni duydum daha…

– Peki, o zaman hemen toparla, beni ara. Bekliyorum acele et.

– Tamam abi.

– Telefonu kapattı. Aklına haber müdürü geldi. Eğer haberi yine ajans geçmişse bu kez dünyayı başına yıkardı. Zaten önceki haberin fotoğraflarını da temin edememişti. İlçe muhabirinin bu işin altından çıkacağı da şüpheliydi. Aklına kendi muhabirlerinden birini göndermek geldi. Ancak buradan biri giderse bu işi becerir, diye düşündü. Odadan dışarıya baktı. Az önce müdürden fırça yiyen muhabir çekmecesini karıştırıyordu.

– Erol, diye bağırdı. Gel bakalım biraz. İş çıktı.

Muhabir oturduğu sandalyeden istemeye istemeye kalkarak şefin odasına girdi.

Şef:

– Durum kötü vallahi. Bir tekne dolusu adam boğulmuş. Bizim adam daha yeni duymuş. Başka gazetelerin muhabirleri olayı önceden duyup geçmişlerse yandık. Hele ajans geçtiyse halimiz harap. Mehmet Bey bizi çiğ çiğ yer Allah’ıma. Sen hemen hazırlan olay yerine gidiyorsun.

Gitme sözünü duyan muhabirin yüzü asıldı. Öğleden sonra yapması gereken özel işi vardı. Giderse yapamayacaktı. Dudağının ucuyla,

– Peki, dedi, dışarıya çıktı. Çantasını hazırladı, beklemeye başladı.

Bu sırada Osman  Fırdöndü, muhabiri göndermek için araba ayarlama peşindeydi.

İdare amirinin bulunduğu yere gidip;

– Acil araba lazım, büyük bir olay var. Muhabiri göndereceğim, dedi.

Bilgisayarın başında oturup, elini klavyenin üzerinden kaldırmadan konuşan idare görevlisi;

– Araba maraba yok, beklemen lazım, dedi. Başını bilgisayarın ekranından çevirmemişti.

Osman Fırdöndü, bilgisayar ekranına baktı, idareci iskambil falına bakıyordu.

Sert bir şekilde,

– Nasıl araba yok kardeşim? Sana ‘olay var’ diyorum .

– Varsa var arkadaş, yaratayım mı?

– Hani iki tane araba vardı?

– Var var ama ikisinin de işi var. Dışarıdalar. Biraz sonra gelirler, gönderirsin. En iyisi sen müdürüne söyle size özel araba göndersin. İki de bir gelip başıma dikilme araba diye.

Osman Fırdöndü, idare görevlisine hiçbir şey söylemeden yanından ayrıldı.

Odasına doğru yürürken içinden neler geçiriyordu kimbilir.

Odasına girmeden gitmek için hazırlığını bitiren muhabire dönüp,

– Biraz bekle, araba yokmuş, gelince gidersin, dedi.

Muhabir masasına oturup, yeniden çekmecesini karıştırmaya başladı.

Şef Osman Fırdöndü’nün yüreği küt küt atıyordu. Her telefon çalışında haber müdürünün arayıp, haberi soracağından korkuyordu. Elinde hiçbir bilgi yoktu. Vakit öğleyi geçiyordu. Yeniden ilçe muhabirini aradı. Telefon çalıyordu ama açan yoktu. Demek ki muhabir olay yerine gitmişti. Ya gitmeyip de telefonu açmıyorsa. İçinde bir kuşku vardı. Bir an önce hazır bekleyen muhabiri oraya göndermeliydi. Ama neyle? Sonunda korktuğu oldu. Çalan telefondaki kişi haber müdürüydü. Tedirgin bir şekilde ahizeyi kulağına götürdü. Hayret müdürün sesi yumuşak geliyordu.

– N’aptın Osman Maraş’taki olayın fotoğraflarını?

– Araştırıyoruz efendim.

– İyi iyi ama biraz acele edin. Bak haberi ajanstan kullandık. Ama fotoğrafları mutlaka istiyorum. Yazı işleri sıkıştırıyor. ‘Geç kaldık’ diyorlar.

– Tamam efendim, muhabire talimat verdim, en kısa sürede bulup getirecek.

– İyi iyi. Başka ne var ne yok?

Müdür “başka ne var ne yok” dediğine göre demek ki balıkçıların öldüğünden haberi yoktu. Haberi toparlayana kadar uyandırmamak gerektiğini düşünerek.

– Şimdilik bir şey yok efendim, dedi.

– Peki, hadi kolay gelsin. Kendinize dikkat edin.

– Teşekkür ederim efendim.

(sürecek)


Trakya Demokrat Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR