Dolar 32,2280
Euro 34,5905
Altın 2.418,51
BİST 10.676,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 22°C
Az Bulutlu
Tekirdağ
22°C
Az Bulutlu
Pts 21°C
Sal 24°C
Çar 25°C
Per 26°C

ÇOCUKLUK İLKBAHARDIR (2)

26 Ekim 2023 10:19
A+
A-

En dip köşede oturan Ahmet’e işaret edip,

“Sen söyle yavrum. Ama hem adını söyle hem de cevabını” dedi, Nergis Hanım.

Ahmet ayağa kalkıp, adını söyledikten sonra,

“Sonbahardayız öğretmenim” dedi.

Öğretmeni gülümseyerek,

“Emin misin?” diye karşılık verince, Ahmet biraz şaşırdı, sağına soluna baktı, arkadaşlarının parmakları hala havadaydı. Acaba yanlış mı söyledim diye geçirdi içinden. Cevap başka ne olabilirdi ki?

“Eminim öğretmenim” dedi.

Öğretmeni teşekkür edip, “oturabilirsin” dedikten sonra bu kez en ön sırada oturanlardan Ezgi’ye işaret etti.

“Evet, sen söyle bakalım kızım.”

Ezgi de Ahmet’le aynı cevabı verdi. Öğretmen Nergis Hanım, ona da aynı şekilde “emin misin” diye sordu.

Ezgi’nin de biraz şaşkınlıktan sonra Ahmet gibi “eminim” demesi karşısında, öğretmen gülümseyince, sınıftaki öğrencilerin içine bir kuşku girdi, parmaklar birer ikişer inmeye başladı.

Biraz önce doğru cevabı kendileri verip, öğretmenlerinin gözüne girmek için yerinde duramayan öğrenciler bu kez acaba yanlış mı düşünüyorum diyerek cevap vermekten vazgeçtiler. Kendinden emin birkaç parmak dışında hepsi inmişti.

 

Pencere kenarında oturan Selim de aynı soruya aynı şekilde cevap verdi. İçinden, “öğretmenimiz bizi deniyor. Cevap verirken doğruluğundan emin olup olmadığımızı sorup, gerçekten biliyor muyuz, yoksa rastgele mi cevap veriyoruz öğrenmek istiyor” diye geçirmiş, bu yüzden parmağını indirmemişti. Kendine güvenen, zeki ve çalışkan bir öğrenciydi.

Nergis Hanım, sınıftaki bütün öğrencilerin aynı cevabı vereceğini biliyordu. Hatta sokaktaki kime sorsa, öğretmen arkadaşlarına da sorsa aynı cevap gelirdi. Belki böyle bir soru sorduğu için ona gülenler bile çıkabilirdi.

Çünkü yaşanılan bir mevsimin hangisi olduğunu sormak biraz ters anlaşılabilirdi. Çocuklar hadi neyse de büyüklere böyle bir soru sormak alay ediyor gibi gelebilirdi.

Oysaki onun amacı başkaydı. O ne demişti; “Hangi mevsimdesiniz?

Normalde bu soru, “Hangi mevsimdeyiz” diye sorulması gerekirdi. Çünkü herkes her zaman aynı mevsimi yaşar. Kışsa kış yazsa yaz. Kişiye göre mevsim olmaz ki.

İşte o bunu anlatmak istiyordu öğrencilerine. Bu yüzden “hangi mevsimdesiniz” diye sormuştu.

“Şimdi indirin parmaklarınızı” diyerek eliyle işaret etti. “Üç arkadaşınızın verdiği cevap ta normalde doğru. Evet, şu an mevsim olarak sonbahardayız. Yazdan çıktık, önümüzde de kış var. Ama ben, size bunu sormadım. Aklınızda kalsın diye böyle bir yöntem uyguladım. Ben, size hayatınızın hangi mevsiminde olduğunuzu ima ettim. Tabi ki hiç biriniz bunu böyle algılamadınız. Nerden bileceksiniz?

Ama ben söyleyeyim. Hepiniz şu an hayatınızın ilkbaharını yaşıyorsunuz. Nasıl ki bahar gelince bitkiler yeşermeye başlar, gövdelerinden yeni dallar, yeni tomurcuklar çıkar, aynen öyle.

Sizler ailelerinizin birer yeni dalı, çiçekleri, tomurcuklarısınız. Çocukluk, hayatın ilkbaharıdır. En taze, en cıvıl cıvıl, en hareketli, en masum dönemidir. Çocuklar bu dönemde hayatı öğrenmeye başlar. Anne-babalarının kanatları altında, onlara gelebilecek her türlü zarardan, kötülükten korunarak büyürler.

Kimileri şanslıdır her türlü ihtiyacı karşılanır, iyi beslenir, iyi giyinir, iyi evlerde yaşar, iyi okullara gönderilir, iyi arkadaşlar edinirler. Tabii ki her çocuk aynı koşullarda büyümez. Tıpkı ağaçlar gibi, kuşlar gibi, balıklar gibi her canlının içine doğduğu ortamlar vardır ve bu ortamın koşullarına göre yaşar ve şekillenirler.

Çocukluk bir mevsimdir yavrularım. Hem de mevsimlerin en güzeli. Nasıl ki doğadaki her bitki çevreye ayrı bir özellik katar, her çiçekten ayrı bir koku yayılırsa sizler de öylesiniz. Aynı yerdesiniz ama her biriniz ayrı görünümde, ayrı kişiliklerdesiniz. Her birinizin ayrı kokusu var.

Bu yüzden “anneler çocuklarını kokusundan tanır” derler. Çünkü doğduğunuzdan itibaren size en yakın olan, göğsüne bastırıp, kokunuzu içine çeken onlardır.

Bir gün gelecek ilkbahar geçecek, yaz gelecek. Yani genç delikanlı ve kızlar olacaksınız. O yaşlar da güzeldir. İçiniz içinize sığmayacak. Çok şey yapmak isteyeceksiniz. Her yana koşacaksınız. Güçlü olacaksınız. Kendinize güveneceksiniz. Ama sakın ola ki hep öyle kalacak sanmayın. Bakın yaz bitti, tatil de bitti, şimdi okuldayız. Öyle olacak. İnsan hayatının yazı da biter, sonbaharı da. Kış geldiğinde en çok bu günleri hatırlayacaksınız. Aynı sınıfta birlikte okuduğunuz arkadaşlarınız, öğretmenleriniz hep gözünüzün önüne gelecek. Bu günleri özleyeceksiniz.

Bu yüzden güzel arkadaşlıklar kurun ki ömür boyu devam etsin. Derslerinize iyi çalışın, iyi davranışlar edinin, kötü alışkanlıklardan uzak durun. Ağaç yaşken eğilir sözü sizler için söylenmiş bir sözdür. Her şekli çocukken alırsınız.

Şimdi anladınız mı, sorduğum soruya nasıl bir cevap beklediğimi. Yaşamınız boyunca size sorulan sorulara hemen cevap vermeden önce iyice düşünün. Çünkü hayatta her zaman her şey sizin gördüğünüz ya da düşündüğünüz gibi değildir. Sürprizler de olabilir, sürprizlere hazırlıklı olmalısınız.

(BİTTİ)


Trakya Demokrat Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.