Dolar 32,7682
Euro 35,0901
Altın 2.459,44
BİST 10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 29°C
Açık
Tekirdağ
29°C
Açık
Pts 31°C
Sal 31°C
Çar 31°C
Per 31°C

KÜÇÜK ÖMER VE DEDESİ

27 Ekim 2023 16:24
A+
A-

-Dede, sen hiç çocuk oldun muuu? diye sordu,  Ömer, kucağında oturduğu dedesinin bıyıklarıyla oynarken..

Dedesi, torununun pamuk gibi yumuşak elini tutup, dudaklarına götürdü, öpüp, kokladıktan sonra,

-Oldum tabi, diye cevap verdi. Ben de çok eskiden senin gibi bir çocuktum. Benim de bir dedem vardı. Onunla, senin benimle konuştuğun gibi konuşurdum. Ama böyle bir soru sormak hiç aklıma gelmemişti. Aslında merak etmiyor da değildim ama belki çekindiğim için sormamışımdır. Sonra ben büyüyünce, tüm dedelerin de bir zamanlar çocuk olduğunu anladım.

-Hımmmm! Demek ki ileride ben de dede olacağım o zaman.

-Tabii ki olacaksın. Ama önce büyümen lazım. Bunun için de çok yemek yemen, iyi beslenmen gerek. Aksi takdirde dede olamazsın.

-Nasıl yani, çok yemek yemezsem dede olamaz mıyım. Hem ne kadar çok yemek yemem lazım. Patlayıncaya kadar mı?

-Hayır yavrum, yeteri kadar yiyeceksin. Çok fazla yersen bu defa da şişman olursun. Annen sana ne kadar ye diyorsa, o kadar yersen, yeterli olur. Tabağında hiç yemek bırakmazsın olur biter.

-Tamam o zaman, bundan sonra tabağımdaki yemeklerin hepsini bitireyim ki senin gibi dede olayım.

Dedesi, Ömer’in neden hemen dede olmak istediğini merak etmişti.

-Peki, şimdi ben, sana bir soru sorayım; Dede olmayı neden bu kadar çok istiyorsun? Zaten ileride büyüyeceksin, sen istesen de istemesen de kocaman bir adam olacaksın. Bunun için acele etmene gerek yok. Ama önce çocukluğunu yaşa. Oyunlar oyna, kitap oku, gez, eğlen. Hemen büyümeye çalışma, sonra benim gibi devamlı “keşke çocuk kalsaydım” der durursun.

Ömer ilkokul ikinci sınıfa gidiyordu. Ailesinin ilk ve tek çocuğuydu. Annesi yeniden hamile kalmıştı ama çocuk aklıyla kıskanmasın diye ona bir kardeşi olacağını şimdilik söylemiyorlardı. Annesinin hamileliği tam olarak belirginleşmeye başladıktan sonra anlatmayı düşünüyorlardı.

-Neden ki dede? diye sordu, Ömer. Neden çocuk olmak istiyorsun? Hem sen dedesin, çocuk olamazsın ki. Ben, çocuk kalmak istemiyorum. Hemen büyümek, dede olmak istiyorum.

-Allah, Allah, neden bu kadar acele ediyorsun yavrum? Dedim ya, nasıl olsa ileride büyüyeceksin, baba da olursun, dede de. Hem belki bir sürpriz olur, önce ağabey olursun.

Dedesi az daha ağzından kaçıracaktı, Ömer’in bir kardeşi olacağını, kendini zor tuttu. Aslında onu uyarmışlardı, “sakın söyleme, biz alıştıra alıştıra anlatacağız” diye.

Unutmuştu, son anda aklına geldi, kendini tuttu.

Ömer, neden dede olmak istediğini açıklamak için dedesinin kucağından inip, yan tarafına oturdu. Şimdi koltukta yanyana oturuyorlardı. Başını öne eğdi, ellerini bacaklarının arasına soktu, yüzünde biraz üzgün, biraz da kızgın bir ifade vardı…

Dedesi ortada ciddi bir şey olduğunu sezinledi. En azından Ömer için ciddi bir mesele var diye düşündü.

Her zaman uğrayamıyordu kızının evine. Biricik torununu özlüyordu ama evleri yakın değildi. Büyük bir şehirde, farklı semtlerde oturuyorlardı. Eşini de alıp, arada bir uğruyor, bazen akşam yemeğine kalıyor, bazen de kızında yatıya kalıp, ertesi gün dönüyorlardı. Bu defa da öyle olmuştu.

Ömer’in babası biraz geç geleceğini söylemişti o gün için. Özel bir işyerinde muhasebeci olarak çalışıyordu. Herhalde işi uzamıştı. Anne-kız ise mutfakta yemek hazırlarken sohbet ediyorlardı, tatlı tatlı.

Dedesi, Ömer’in başını okşayıp;

-Söyle bakalım, neden bu kadar çok dede olmak istiyorsun. Oysaki böyle daha iyi değil mi? Yalnızca okuluna gidiyorsun, derslerini yapıyorsun, başka bir sorumluluğun yok. Bak babana, akşam oldu, bu saatlere kadar hala eve gelmedi. Para kazanmak için çalışıyor. Ben de onun gibiyken, böyle çok çalışıyordum. Gece gündüz, dur durak bilmeden, hep çalıştım. Biraz para biriktirelim, başımızı sokacak bir ev alalım diye. Kolay değil yavrum, ne baba, ne anne, ne de dede olmak kolay değil.

Ömer yan gözle dedesine baktı, yüzü asıktı.

-Tamam dede haklısın, ama çocuk olmak da hiç kolay değil. Hem ben çocuk değilim. Bana “sen çocuksun” denmesinden de hiç hoşlanmıyorum. Sadece küçüğüm, o kadar!

Dedesi meseleyi anlamıştı. Ömer kendisine çocuk denmesinden hoşlanmıyordu. Daha doğrusu küçük görülmek, adam yerine konulmamak hoşuna gitmiyordu.

Oysaki öyleydi. Daha küçücük bir çocuktu. Omuzlarında okula gitmekten, ders çalışmaktan başka bir sorumluluk taşımıyordu. Daha ikinci sınıftaydı. Önünde öylesine uzun yıllar vardı ki. Neler yaşayacaktı daha neler, bir bilebilse. Gün gelecek çocukluk günlerini özleyecek, o yaşlara geri dönmek isteyecek ama yapamayacaktı. Kendisi öyle yapmıyor muydu sanki. Arada bir iç geçiriyor “ah bir çocuk olsaydım şimdi” diyordu, kendi kendine.

Her ne kadar zor koşullar altında büyüse de, çocukluktan itibaren çalışmaya başlamış olsa da hep özlem duyuyordu o günlere. Bu yüzden torununun hemencecik çocukluktan çıkıp, büyük adam olmasını istemiyordu.

O bir dede olarak istiyordu ki, dünya daha yavaş dönsün, zaman hızla akıp gitmesin, torunuyla daha fazla vakit geçirsin. Çünkü insanların yaşı büyüdükçe birbirlerinden kopuyor, sonunda kendi yalnızlıklarına gömülüp gidiyorlardı.

-Peki, seni böyle düşünmeye, hemen büyük adam olmaya iten sebep ne? diye sordu torununa. Yoksa annen, baban mı bir şey diyor? Sana kızıyorlarsa söyle bana, ben onlarla konuşurum.

-Yok dede, kimse bana kızmıyor ama hep bana çocukmuşum gibi davranıyorlar. Hiç bir şeye karıştırmıyorlar, hiç bir konuda konuşturmuyorlar. Hep “sen çocuksun karışma”, hep “sen çocuksun konuşma!”  Bıktım onlardan. Zaten bir kardeşim de yok. Olsaydı, belki birlikte oynardık. Ben de abi olurdum. Belki o zaman böyle davranmazlardı.

Dedesi gülümsedi, sözcükler dudağının ucuna geldi ama bir kez daha kendini tuttu.

-Müjdemi isterim o zaman, abi oluyorsun, diyecekti, ama kızından çekindi. Ne de olsa özel bir durumdu, onlar söylesin istedi. Ama durumdan da memnun oldu. Bir taşla iki kuş vurmuş olacaklardı. Ömer’e hem kardeşi olacağını zorlanmadan söyleyecekler, hem de onun yaşadığı gereksiz alınganlığı yok etmiş olacaklardı. Şimdi tam zamanıydı.

Kapı zili çaldı, Ömer, “Babam geldi” diyerek, kapıyı açmak için yerinden fırladı ancak aniden durup, geri döndü ve dedesinin karşısına dikilip,

-Konuştuklarımız aramızda kalsın, tamam mı, dedeciğim? dedi, göz kırptı.

-Merak etme, dedi, dedesi. Kimseye bir şey söylemem. Dede sözü.

(Bitti)


Trakya Demokrat Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR