Uyuşturucu
Yeni valilik binası karşısında iki polis, yerde yatanda çekmiş otu başında duruyorlar. Yanımdaki dedi ‘abi bu berberdi, bu merete alıştı bak evi de dağıldı kendi de perişan. Elinde avucunda ne varsa hepsini de sattı.’
Yine bir gün Çiftlikönü Camii’nden aşağı doğru iniyoruz. Yolun solunda biri kendini araba tekerleği gibi yapmış dönüyor. Yanımdaki dokundu ‘abi dedi baksana eyvah bu ne ya gencecik çocuk hiç yardım eden yok başına bela almak istemiyor kimse’
Bir kardeşimin oğlu belli pırıl pırıl yetiştirmiş ama bir arkadaşının dolmuşuna gelmiş oda dolmuşa binmiş bir sefer içtiğinde ömür boyu iyileşen yok veya çok az. Baba üzüntüsünden kanser oldu.Çocuk içmeye devam.
Yine tanıdığımın oğlu koca adam gençken alışmış bırakamıyor. Aile perişan, bitmez tükenmez sorunlar. Bunları bir kitap bir ansiklopedi olacak kadar yazsak bitmez .
Her evde bitmişlik üzüntüler kavgalar.Dahada ötesi. Hepside gençler ailelerinin kontrol eksikliği aile içinde iken vermeleri gereken bilgi eksikliği.
Bütün bunlar gençliğimizi yok etmek için hazırlanmış tezgahlar. Artık bunları yazmayayım sizlerin bilmesi lazım.Dış Güçlerin amansızca takip ettiği bir sürüde çeşitler çıkardıkları bir sefer içmeyle geri dönüşü olmayan bir bela.
Z kuşağı imiş hava gazı çocuklarına kıyamayan anne. Anne çirkefiğinden korkan baba.Karşılığında aldığınız ödül. Eşine dostuna arkadaşına akrabana konuşma esnasında uygun yerlerde konuyu değiştirerek hatırlatmalar yapınız
Çocukları mahv etmek için tuzak olduğunu anlatınız hiç bir aile üzülmesin.O çocuklar artık yok hükmünde zararlı varlıklar.
Yani her şey zamanında ailede bina yapılır.Bu binayı yapın çocuklarımız dolmuşa inmesin.