DOLAR 18,6393
EURO 19,6282
ALTIN 1.063,43
BIST 4.961,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 14°C
Çok Bulutlu
Tekirdağ
14°C
Çok Bulutlu
Per 16°C
Cum 17°C
Cts 18°C
Paz 15°C

AÇGÖZLÜLERDEN KORKARIM

17.11.2022
A+
A-

Geçmiş günlerin birinde, birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımdan biri beni yemeğe davet etmişti. Birlikte lüks bir restorana gittik. İkimiz de şiş kebap ısmarladık. Yanında meze, içecek, ıvır zıvır. Ismarladığımız yemekleri beklerken, günlük olaylardan konuşup, sohbet ettik.
Kısa bir süre sonra da kebaplar geldi. Garson tabakları masaya bıraktıktan sonra başka bir isteğimiz olup olmadığını sordu, teşekkür ettik, gitti.
Arkadaşım önce kendi önündeki tabaktan bir parça et alıp, ağzına attı, ardından benim tabaktan da bir parça aldı.
Lokmasını çiğnerken, “ikimizinki de aynı, ama hoşuna gittiyse, tabakları değişebiliriz” dedim.
“Gerek yok, aynı nasıl olsa” dedi. Yemeğe devam etti.
Bu arada ben de birkaç lokma attım, ağzıma.
Arkadaşım az sonra yine benim tabağa uzandı, bir parça et daha alıp, yedi.
Bu davranışı tuhafıma gitmişti. Alışık olmadığım bir durumdu.
“Bak, gerçekten kendi tabağını beğenmediysen, benimkini alabilirsin ya da başka bir şey söyleyelim” dedim.
O yine, “gerek yok. Nasıl olsa aynısı” dedi, yemeğe devam etti.
Dayanamadım; “e be kardeşim, hem ‘nasıl olsa aynısı’ diyorsun hem de bir kendi tabağından, bir benim tabağımdan yiyorsun. Ne demek oluyor bu? dedim.”
“Yaa, senin tabaktakiler gözüme daha güzel göründü ondan. Yoksa fark etmez. İkisi de aynı kebap” dedi, gülümsedi.
“Allah Allah!” dedim, kendi kendime. Oysaki onun tabağındakilerle, benim tabağımdakiler her şeyiyle aynıydı. Ve onun tabağı bana hiç de daha güzel görünmüyordu.
Karnımızı doyurduk, restorandan ayrıldık. Beni kendi otomobiliyle eve kadar bıraktı.
O arkadaşımla bir daha özel olarak bir yemeğe ya da davete gitmedim. Hatta zorunlu olmadıkça hiçbir şekilde bir araya gelmedim. Çünkü yaşadığım yemek olayını ve arkadaşım dediğim adamın kişiliğini birlikte değerlendirdiğimde anladım ki, onun gözü hep başkalarının sahip olduklarındaydı.
Oysa onun da sahip olduğu çok şey vardı. İşi vardı, ailesi vardı, ekonomik imkanları iyiydi, sosyal çevresi genişti. Mal, mülk sahibi biriydi. Ama nedense gözü hep başkalarınınkindeydi.
Ben böyle insanları kendim için tehlikeli sayarım. Çünkü arkadaşım diye yaklaşır, dostane davranırsın, ancak o seni kıskanır, sahip olduğun güzelliklere ortak olmaya ya da elinden almaya kalkar.
Buna benzer tipleri zaman zaman bulunduğum çevrelerde, bazen de televizyonda izlediğim filmlerde görüyorum. Ve onların davranışları beni geriyor. Rahatsız oluyor, uzak durmaya çalışıyorum.
Sizin önünüzdeki tabakta gözü olanın, her şeyinizde gözü olur. Aynı şeylere sahip olsa da, sizinkiler ona daha cazip görünür. Onu da ele geçirmek ister. Yoksa mutlu olamaz. Kendisi tıka basa doysun, siz sofradan yarı aç, yarı tok kalkın ister.
Böyleleri gerçekten de beni korkutur. Onların doymak bilmeyen gözlerine dünyayı soksan, yine de tatmin olmazlar.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.