Dolar 32,7682
Euro 35,0901
Altın 2.459,44
BİST 10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 27°C
Açık
Tekirdağ
27°C
Açık
Paz 29°C
Pts 30°C
Sal 30°C
Çar 30°C

BABA VE ÇOCUKLARI (ll)

25 Eylül 2023 10:39
A+
A-

Büyük oğlu Kemal, kardeşi Can’a göre daha olgun davranıyordu. Yaşı büyük olduğundan değil, Can’ın yaşındayken de aynı olgunluğu gösterirdi.

Konuşmasını sürdürürken bir yandan da oğullarının konuya olan ilgilerini de kontrol ediyordu. Küçük pek oralı görünmüyordu ama kendisini ilgilendiren konulardan söz edince kulak kabartıyor, cevabını yapıştırıyordu. Kemal ise elindeki kitabını yanına koymuş ilgiyle dinliyordu.

– Bak oğlum, dedi, Kemal’a dönerek. Kardeşin daha küçük ama sen aklı başında birisin. Dediklerimi anlıyorsun. Belki söylediğim çok şeyin senin için anlamı olmayabilir. Çünkü insanlar genellikle kendi yaşamadıkları olaylardan pek ders almazlar. Ama bir kişi başkalarının yaşadıklarından da kendine ders çıkarırsa, yapabileceği hataları önceden görür, yapmaz. Ya da başına gelebilecek olumsuz olayları hafif zararla atlatır. Bu olay sarhoş otomobil kullanan birinin kaza yaptığını görüp, direksiyona alkollü geçmemeye benzer. Siz de eğer benim anlattıklarımdan ders alırsanız bazı şeyleri yaşamadan öğrenebilirsiniz. Sahip olduğunuz değerlerin kıymetini daha iyi anlarsınız. Çünkü bazı şeyler kolay elde edilmiyor. Hayat mücadele demek, çaba demek. Yaşamınızda sizi sömürmek isteyenler olacaktır, karşınıza elinizden ekmeğinizi alıp, size kazık atmak isteyenler çıkacaktır. Sakın izin vermeyin böyle kişilere. Hakkınızı arayın. Ama nasıl aramasını da iyi öğrenin. Öncelikle aklınızı kullanın. Kim olursa olsun hakkınızı yedirmeyin. Ben bile olsan hesap sorun. Ama kimseye de haksızlık etmeyin. Size emek verenlere sırtınızı dönmeyin. Okulla ilgili olsun olmasın her türlü sorununuzu söyleyebiliyorsunuz. Derdinizi anlatıyorsunuz. Yüzünüzü asık görsem, ‘Neyiniz var?’ diye soruyorum. Yardımcı olmaya çalışıyorum. Benim babam var ya babam, daha okuduğum okulun adını bilmezdi. Kayıt sırasında hep ağabeylerim velilik yaptılar. Ne babamın ne de annemin okuma yazması vardı. Ama bunları hiç eksiklik olarak görmedim. Daha doğrusu eksik olduğunu fark etmedim. Çünkü nelere sahip olmam gerektiğini bilmiyordum. İnsan olarak nasıl yaşamam gerektiğinin, haklarımın ne olduğunun farkında değildim. Ne bulursam yiyor, ne bulursam giyiyordum. Bazı zamanlar zengin arkadaşlarımın kıyafetlerini görünce eziklik duymuyor değildim. Cebimde beş para olmadığı zamanlar, bir simit alamazken, gözümün dolduğunu da unutmuş değilim. Ama bana, hep bunlar güç verdi.

Bunları anlatıyorum diye de, sakın size dert yandığımı sanmayın. Bu benim kaderim, sizin değil. Siz kendi kaderinizi kendiniz yazacaksınız. Topu topu şurada iki kardeşsiniz. Yarın büyüyüp, her biriniz bir yerde okumaya ya da çalışmaya başlarsanız, birbirinizi çok ararsınız. Arada bir kavga ediyorsunuz. Geçinemiyorsunuz. İncir çekirdeğini doldurmayan şeyler için surat asıyorsunuz. Bu günlerin aslında ne kadar güzel günler olduğunu o zaman anlayacaksınız. Hayatın yükü çok ağır bilesiniz…

Geçmiş günlere dalıp, nasihatini sürdürürken göz ucuyla küçük Can’a baktığında, okuduğu kitabı göğsünün üzerine bırakıp, uyumuş olduğunu gördü. Kemal de saygısızlık olmasın diye uykusu geldiği halde babasını dinlemek için kendini zorluyordu. Belki de beyni çoktan uyumuştu da gözleri açıktı…

Uykusunu dağıtmak için Kemal’e sordu;

– Şimdi sana yarın okulda bir şey gerekse, sen de gelip benden istesen, ama alamasam ne yaparsın? Üzülmez misin?

– Bilmem.

– Nasıl bilmen? Tüm arkadaşlarının olacak, senin yok. Nasıl hissedersin kendini?

– Pek iyi hissetmem herhalde.

– İşte ben o iyi hissetmeme duygusunu çok içten ve defalarca yaşamış biriyim. Bu nedenle şimdi ne kadar çok şeye sahip olsam bile bana mutluluk vermiyor. Hep aklıma o kendimi iyi hissetmediğim anlarım geliyor. Bu yüzden o anları size mümkün olduğu kadar az yaşatmaya çalışıyorum. Büyüyünce anılarınız aklınıza geldiğinde üzülmeyesiniz diye.

Can derin bir uykuya dalmıştı. Kemal ise konuşma sırasında izin isteyip tuvalete gidip gelmişti.

– Seni daha fazla sıkmayacağım dedi, Kemal’e. Birkaç dakika sonra bitireceğim. Beni dikkatle dinlediğin için teşekkür ederim.

(sürecek)


Trakya Demokrat Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR