Dolar 32,7682
Euro 35,0901
Altın 2.459,44
BİST 10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 27°C
Açık
Tekirdağ
27°C
Açık
Paz 29°C
Pts 30°C
Sal 30°C
Çar 30°C

SORUN VE ÇÖZÜM

20 Kasım 2023 13:22
A+
A-

Her sabah gözümüzü açıyoruz ve hayat denen rüyaya dalıyoruz. Her gece gözümüzü kapıyoruz ve bilinçaltındaki rüyalara dalıyoruz. Hayat dediğimiz unsur uykuda ve uyanıkken görülen rüyalar arasındaki git gellerden oluşuyor.

Rüya olan bu hayatı gözlemlediğimizde de genelde sorunlarla örülmüş olduğunu görüyoruz. Mutsuzluk, boşluk, bedensel, zihinsel, duygusal, egosal acılar, tatminsizlik, hastalıklar, krizler, savaşlar vs.

Mikro düzeyden makro düzeye sorunlar örüntüsü içinde yaşıyoruz.

Sorun konusunda hepimiz oldukça zenginiz, sorun söz konusu olduğunda bu gezegende fakir bir insan bile bulunamaz. Herkesin sorunları kendi gücünü bile aşar, taşar bir anlamda herkes sorun taşkını içinde boğulur, nefes alamaz ve çırpınır.

Sorunlara her geçen gün yenileri eklenirken, eskiler de olduğu gibi kalır. Gün gelir ki insan artık yaşama iradesini kaybetmeye başlar. Çünkü artık bir şeyler fazla gelir.

Yüzeyde herkes çözüm nerede diyor? Ama gelin şuradan bakalım, acaba gerçekten de çözüm arıyor muyuz?

Hayatın bir kuralı vardır; eğer sorun varsa çözüm de vardır ve her sorun aslında çözümünü rahminde taşır.

Ama neden hepimiz eli kolu bağlanmış gibi ya da kör gibi davranıyoruz. Sorunları gören ama çözümleri görmeyen gözlerle yaşıyoruz. Sorunları var eden ama çözümlere yüz vermeyen bir psikolojiyle yürüyoruz.

Her gün atmosfer gezegenin her yerinden serzenişlerde bulunan insanların isyanlarıyla yankılanıyor. Herkes çıkmaz sokakta gibi umutsuzluk saçıyor etrafa. Gazeteciler, siyasetçiler, sanatçılar ve herkes sorunlarla oynuyor.

Peki, her sorunun bir çözümü var iken çözümler nasıl oluyor da devam ediyor, artıyor ve katlanıyor?

Burada bir aptallık mı var, körlük mü, sarhoşluk mu yoksa delilik mi var?

Halimizi hangi kelimeyle tanımlayabiliriz?

Sorunlar her zaman vardı ve var olacak.Maddi yaşam böyle bir şeydir, burada mükemmelik olamaz her daim bir pürüzler olabilir ve bu, normaldir.

Ama sonuçta çözüm de vardır. Lakin sorunlar herkesi canından bezdirirken o esnada çözüm ne yapıyor, işi mi bırakmış, işten mi kaçmış, kayıp mı olmuş? Nerede ve ne yapıyor? Neden gelmiyor?

İşte olay burada kitleniyor. Çözüm aslında hep burada, herkes için her daim hazır, amma ve lakin çözümü gerçekten de isteyen var mı?

Bazen kendinize şunu sorun: Ben gerçekten de sorunu çözmek istiyor muyum?

Veya sürekli dert yakınanlara sorun çözüm olsa yapacak mısın? Çözüm sunulursa kullanacak mısın?

Göreceksiniz ki ne siz ne de diğerleri çözüm sunulunca buna teslim olmaya çok da gönüllü olmuyor. Orada değişik bir psikoloji sizi bekliyor olacak.

Örneğin susuzsunuz, çözüm su içmek ve su da var ama içmiyorsunuz. Hatta birisi gelip sizin önünüze su koyuyor ve içmiyorsunuz bile. Aslında halimiz biraz bu gibidir.

O halde gerçekten de sorun, çözüm olmaması mı yoksa çözüme el uzatmamak mı veya o çözümü kullanmamak mı?

Maalesef insan olarak ya çözümü idrak edemiyoruz veya idrak etsek bile kullanmıyoruz. Jeton düşmüyor derler ya, o misal. Jeton az buçuk düşenlerde de o çözümü kullanmama eğilimi baskın geliyor. Belki koşullanmalardan, belki tembellikten, belki de artık sorunlara ve mutsuzluğa bağımlı olduğumuzdan.

Derine bakarsanız her ne kadar acılar, sorunlar hayatı burnumuzdan getirse de biz onlara kör kütük bağımlıyız. Onlarsız da olmak tuhaf geliyor. İşte asıl sorun budur. Sorun çözümsüzlük değil. Sorun soruna olan bağımlılık ve çözüme karşı takınılan tutum. Çözümü kullanmamak, elini ona uzatmamak ve çözümü görmezden geçmek. O zaman da tabi ki sorun da bitmez, çözüm de gelmez. Kendinize şunu sorun, çözümleri neden kullanmıyorum? Bazen gerçek çözümü bulamamış da olabilirsiniz. Ama çözümü bulduğunuzda da kullanacak mısınız ya da kullanıyor musunuz?

Belki biraz bunun üzerine düşünmek gerek. Bu noktada sorun bağımlılığı ve çözüme karşı duyarsız ve kayıtsızlığı aşmak için bir şey gerek. Peki, nedir o gereken? Zihni aşmak. Çünkü zihin sorunlara odaklıdır ve olumsuza yatkındır. Çözümün hayatınızın kapısından içeri kabul edilebilmesi için kapıda duran gardiyanı devre dışı bırakmak gerekir. Zihin çözümün içeri girmesine, içerde gerekeni yapmasına müsaade etmez. İçerdeki sorun ile kapıda bekleyen çözüm bir türlü kavuşamaz.

Bu kavuşmanın olması için aradaki zihin engelini kaldırmak gerekmektedir. Bunun için Dünya Değişim Akademisi’nde sunulan “Zihni Aşma Sanatı Değişim programı” ile bu bariyerleri aşabilirsiniz. Böylece çözümler içeri girebilir ve sorunlar buharlaşmaya başlar. Yeter ki siz sorunlardan gerçekten kurtulmak isteyin. Gerçekten de istiyor musunuz? İşte bütün mesele budur!

 

 


Trakya Demokrat Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR